abschalten
Tamam. Aynı kilitli format. Yumuşatma yok.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 VERB
🔥 abschalten
= kapatmak / kafayı boşaltmak / rahatlamak
= to switch off / to relax mentally (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• Verb (trennbar): schalten + ab
• ⭐ Akkusativ: etwas abschalten
• Präteritum: schaltete ab
• Perfekt: hat abgeschaltet
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM – mental)
Deutsch:
Sich mental entspannen und nicht mehr an Arbeit oder Probleme denken.
Türkçe:
Zihinsel olarak rahatlamak, kafayı kapatmak.
(YAN ANLAM – technisch)
Deutsch:
Ein Gerät ausschalten.
Türkçe:
Bir cihazı kapatmak.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ abschalten können → rahatlayabilmek
⭐ vom Alltag abschalten → günlük hayattan kopmak
⭐ nach der Arbeit abschalten → işten sonra rahatlamak
• den Fernseher abschalten → televizyonu kapatmak
• das Handy abschalten → telefonu kapatmak
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ entspannen → rahatlamak
⭐ runterkommen → sakinleşmek (konuşma dili)
• sich erholen → dinlenmek
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ sich stressen → strese girmek
⭐ unter Druck stehen → baskı altında olmak
• arbeiten → çalışmak
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Ich kann nach der Arbeit gut abschalten.
(İşten sonra iyi rahatlayabiliyorum.)
B2:
⭐ Beim Sport kann ich komplett abschalten.
(Spor yaparken tamamen kafamı boşaltabiliyorum.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• abschalten = Kopf aus
• Duygusal/mental kullanım C1’de çok güçlü
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ die Abschaltung → kapatma
• abschaltbar → kapatılabilir
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich schalte mich ab → yanlış (reflexiv değil)
• ✅ Ich kann abschalten
• Bewerbung’da ölçülü kullan:
„Ich finde durch Sport einen guten Ausgleich und kann abschalten.“
⸻
Net.
Sıradaki kelimeyi fırlat.
(auf) etwas achten
🔴 FESTE VERBINDUNG / REDEWENDUNG
🔥 auf etwas achten
= bir şeye dikkat etmek / özen göstermek / riayet etmek
= to pay attention to something / to watch out for something / to heed something (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
· Bu bir trennbare feste Verbindung’dır (ayrılabilir kalıp fiil bağlantısı).
· Yapı: auf (edat) + etwas (Akkusativ) + achten (fiil)
· Präteritum: achtete auf
· Perfekt: hat auf etwas geachtet
· Her zaman “auf” + Akkusativ ile kullanılır.
⸻
2️⃣ Bedeutung (DE + TR)
(ANA ANLAM)
Deutsch:
Seine Aufmerksamkeit bewusst auf eine Sache, eine Person oder einen Umstand richten; sorgfältig darauf achten, dass etwas Bestimmtes eintritt oder nicht eintritt.
Türkçe:
Dikkatini bilinçli olarak bir şeye, bir kişiye veya bir duruma yöneltmek; belirli bir şeyin olması veya olmaması için özen göstermek.
⸻
3️⃣ Typische Verwendungen & Kontext
· ⭐ auf die Uhrzeit / den Verkehr achten → saate / trafiğe dikkat etmek
· ⭐ auf seine Gesundheit / Ernährung achten → sağlığına / beslenmesine dikkat etmek / özen göstermek
· auf Details / Kleidung achten → ayrıntılara / kıyafete dikkat etmek
· auf die richtige Aussprache achten → doğru telaffuza dikkat etmek
· darauf achten, dass… → …-e dikkat etmek, …-mesini sağlamak
· nicht auf etwas achten → bir şeye dikkat etmemek, aldırmamak
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
· ⭐ beachten → dikkate almak, riayet etmek (genellikle kurallar için)
· ⭐ aufpassen (auf) → dikkat etmek, bakmak (günlük dilde, gözetlemek anlamında)
· sich konzentrieren auf → konsantre olmak
· berücksichtigen → göz önünde bulundurmak, hesaba katmak
· im Auge behalten → göz önünde tutmak
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell)
· ignorieren → görmezden gelmek
· vernachlässigen → ihmal etmek
· übergehen → atlamak, üstünkörü geçmek
· außer Acht lassen → dikkate almamak
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1 (Genel uyarı):
Achte auf die Stufe!
(Dikkat et basamağa!)
B2 (Sağlık/Özen):
Sie achtet sehr auf eine ausgewogene Ernährung.
(O, dengeli beslenmeye çok dikkat eder / çok özen gösterir.)
C1 (Dass-Satz ile):
Bitte achte darauf, dass alle Fenster geschlossen sind.
(Lütfen dikkat et, bütün pencerelerin kapalı olduğuna.)
B2 (Olumsuz):
Er achtet nicht auf solche Formalitäten.
(O, böyle formalitelere dikkat etmez / aldırmaz.)
⸻
7️⃣ Kritik Nokta & Kullanım
❗ EDAT: En sık yapılan hata, edatı karıştırmaktır. Bu fiil “auf” (üzerine, -e doğru) edatını ve Akkusativ halini gerektirir.
· ❌ Ich achte für meine Sicherheit. (Yanlış!)
· ✅ Ich achte auf meine Sicherheit. (Doğru)
❗ “Achten” ve “aufpassen” farkı: Çoğu zaman birbirlerinin yerine kullanılabilirler. Ancak:
· “Achten” daha çok sürekli bir özen, içsel bir dikkati ifade eder.
· “Aufpassen” daha çok anlık bir uyanıklık, göz kulak olma, bir tehlikeye karşı tetikte olmayı ifade eder.
· Achte auf deine Gesundheit. (Sağlığına dikkat et / özen göster.) → Sürekli bir tavır.
· Pass auf den Verkehr auf! (Trafiğe dikkat et!) → Anlık bir uyarı.
❗ “Darauf achten, dass…” yapısı çok yaygın ve kullanışlıdır. “Şunu sağlamak, şöyle olmasına dikkat etmek” anlamına gelir.
⸻
8️⃣ Merktipp
· “Achten” fiili, “die Acht” (saygı, eski dilde dikkat) ve “acht” (sekiz sayısı) ile aynı kökten gelir, ancak bu bağlantıyı kurmak zordur.
· Pratik bir ilişki: “Acht geben” de “dikkat etmek” anlamına gelir (eski/edebi). İkisi de aynı köktendir.
· Türkçe’deki “dikkat etmek” ve “özen göstermek” ifadelerinin toplamı gibi düşünün.
⸻
9️⃣ Verwandte Wörter & Ausdrücke
· ⭐ die Achtung → saygı, dikkat (isim) (“Achtung!” = Dikkat!)
· ⭐ beachten → dikkate almak, uymak
· achtlos → dikkatsiz, özensiz (sıfat)
· die Beachtung → dikkate alma, riayet
· die Achtsamkeit (gehoben) → dikkatlilik, özen
angeben
Tamam. Aynı kilitli format. Net sınırlar. Yanlış yere çekersen çöp olur.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 VERB
🔥 angeben
= belirtmek / bildirmek / hava atmak
= to state / to declare / to show off (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• Verb (trennbar): geben + an
• ⭐ Akkusativ: etwas angeben
• Präteritum: gab an
• Perfekt: hat angegeben
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM – neutral / resmi)
Deutsch:
Informationen korrekt nennen oder mitteilen (Formular, Aussage).
Türkçe:
Bilgi vermek, belirtmek, bildirmek.
(YAN ANLAM – umgangssprachlich, negativ)
Deutsch:
Sich übertrieben darstellen, prahlen.
Türkçe:
Hava atmak, gösteriş yapmak.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ persönliche Daten angeben → kişisel bilgileri belirtmek
⭐ eine Adresse angeben → adres belirtmek
⭐ Gründe angeben → nedenleri belirtmek
⭐ im Formular angeben → formda belirtmek
• mit etwas angeben → bir şeyle hava atmak
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ nennen → söylemek
⭐ anführen → belirtmek (resmî)
• prahlen → böbürlenmek (negatif anlam)
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ verschweigen → gizlemek
⭐ verbergen → saklamak
• zurückhalten → tutmak / söylememek
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Bitte geben Sie Ihre Adresse an.
(Lütfen adresinizi belirtin.)
B2:
⭐ Er hat im Formular falsche Angaben angegeben.
(Formda yanlış bilgiler vermiş.)
Umgangssprachlich:
Er gibt ständig mit seinem Auto an.
(Sürekli arabasıyla hava atıyor.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• Formular / resmi bağlam = doğru alan
• Konuşmada “hava atmak” anlamı riskli
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ die Angabe → bilgi, beyan
• Angaben machen → bilgi vermek
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich angebe meine Adresse → çekim yanlış
• ✅ Ich gebe meine Adresse an
• Bewerbung’da YAN ANLAM yok. Yanlış çağrışım yaparsın.
⸻
Devam.
Sıradaki kelimeyi at.
sich begeistern für
Tamam. Aynı kilitli format. Bu fiili yanlış kurarsan C1’de direkt sırıtıyor.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 VERB (reflexiv)
🔥 sich begeistern für
= bir şeye çok heveslenmek / tutkuyla ilgilenmek
= to be enthusiastic about (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• ⭐ Reflexiv: sich begeistern
• ⭐ für + Akkusativ → sich für etwas begeistern
• Präteritum: begeisterte sich
• Perfekt: hat sich begeistert
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Großes Interesse oder starke Begeisterung für etwas empfinden.
Türkçe:
Bir şeye büyük ilgi ve coşku duymak.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ sich für ein Thema begeistern → bir konuya heves duymak
⭐ sich für Technik / Sport begeistern → teknolojiye / spora ilgi duymak
⭐ sich schnell begeistern → çabuk heveslenmek
• andere für etwas begeistern → başkalarını heyecanlandırmak
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ sich interessieren für → ilgi duymak
⭐ begeistert sein von → çok hoşlanmak
• fasziniert sein von → büyülenmek
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ sich langweilen → sıkılmak
⭐ kein Interesse haben → ilgisi olmamak
• ablehnend sein → mesafeli olmak
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Ich begeistere mich für Technik.
(Teknolojiye ilgi duyuyorum.)
B2:
⭐ Schon als Kind habe ich mich für das Segeln begeistert.
(Daha çocukken yelkene ilgi duymuştum.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• begeistern ≠ mögen (çok daha güçlü)
• für + Akkusativ → pazarlık yok
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ die Begeisterung → coşku
• begeisternd → heyecan verici
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich begeistere für Sport → reflexiv yok, çöp
• ✅ Ich begeistere mich für Sport
• Bewerbung’da ölçülü kullan:
„Ich begeistere mich für strukturierte Arbeitsprozesse.“
⸻
Devam.
Sıradaki kelime.
behaupten
Tamam. Bu fiil tehlikeli. Yanlış yerde kullanırsan söylediğini zayıflatır. Aynı kilitli formatla giriyorum.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 VERB
🔥 behaupten
= iddia etmek / öne sürmek
= to claim / to assert (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• Verb (nicht trennbar)
• ⭐ Akkusativ: etwas behaupten
• ⭐ dass-Satz: behaupten, dass …
• Präteritum: behauptete
• Perfekt: hat behauptet
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Etwas als wahr darstellen, ohne es eindeutig zu beweisen.
Türkçe:
Bir şeyi kanıtlamadan doğruymuş gibi ileri sürmek.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ etwas fest behaupten → kesin bir şekilde iddia etmek
⭐ behaupten, dass … → … olduğunu iddia etmek
⭐ etwas fälschlich behaupten → yanlış iddiada bulunmak
• seine Unschuld behaupten → masumiyetini iddia etmek
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ behaupten ≈ geltend machen → ileri sürmek (resmî)
⭐ vorbringen → öne sürmek
• meinen → düşünmek (daha zayıf)
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ beweisen → kanıtlamak
⭐ zugeben → kabul etmek
• widerrufen → geri almak
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Er behauptet, nichts davon gewusst zu haben.
(Bundan haberi olmadığını iddia ediyor.)
B2:
⭐ Die Zeugin behauptete, den Täter gesehen zu haben.
(Tanık, faili gördüğünü iddia etti.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• behaupten = kanıt yok, söz var
• Resmî metinde mesafe koyar
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ die Behauptung → iddia
• unbegründet → temelsiz
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Bewerbung’da Ich behaupte, dass ich teamfähig bin → kendini sabote ediyorsun
• ✅ Ich verfüge über Teamfähigkeit / Ich habe Erfahrung in Teamarbeit
• behaupten, seni güçlü değil şüpheli gösterir.
⸻
Net.
Devam et.
sich beschweren bei / über
Tamam. Bu kalıp C1’de çok sık yanlış yapılıyor. Şimdi netleştiriyorum.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 VERB (reflexiv)
🔥 sich beschweren bei / über
= şikâyet etmek
= to complain (to someone / about something) (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• ⭐ Reflexiv: sich beschweren
• ⭐ bei + Dativ → kime şikâyet edildiği
• ⭐ über + Akkusativ → neyden şikâyet edildiği
• Präteritum: beschwerte sich
• Perfekt: hat sich beschwert
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Unzufriedenheit über etwas äußern.
Türkçe:
Bir durumdan memnuniyetsizliği dile getirmek, şikâyet etmek.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ sich bei der Leitung beschweren → yönetime şikâyette bulunmak
⭐ sich über den Service beschweren → hizmetten şikâyet etmek
⭐ sich offiziell beschweren → resmî şikâyette bulunmak
⭐ sich schriftlich beschweren → yazılı şikâyet etmek
• sich ständig beschweren → sürekli şikâyet etmek
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ reklamieren → şikâyet etmek (müşteri bağlamı)
⭐ sich beklagen → yakınmak
• Kritik äußern → eleştiri dile getirmek
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ zufrieden sein → memnun olmak
⭐ loben → övmek
• akzeptieren → kabullenmek
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Ich habe mich über den Lärm beschwert.
(Gürültüden şikâyet ettim.)
B2:
⭐ Er hat sich bei der Firma über den schlechten Service beschwert.
(Kötü hizmetten dolayı firmaya şikâyette bulundu.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• bei = kişi / kurum
• über = sorun / konu
• İkisi aynı cümlede birlikte kullanılır
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ die Beschwerde → şikâyet
• Beschwerde einlegen → şikâyette bulunmak
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich beschwere mich über die Firma (kime?) → eksik
• ✅ Ich beschwere mich bei der Firma über den Service
• Bewerbung’da çok dikkatli:
Şikâyet eden değil, çözüm üreten görün.
⸻
Bitti.
Sıradaki kelimeyi ver.
sich beschweren bei / über
Tamam. Bu kalıp C1’de çok sık yanlış yapılıyor. Şimdi netleştiriyorum.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 VERB (reflexiv)
🔥 sich beschweren bei / über
= şikâyet etmek
= to complain (to someone / about something) (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• ⭐ Reflexiv: sich beschweren
• ⭐ bei + Dativ → kime şikâyet edildiği
• ⭐ über + Akkusativ → neyden şikâyet edildiği
• Präteritum: beschwerte sich
• Perfekt: hat sich beschwert
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Unzufriedenheit über etwas äußern.
Türkçe:
Bir durumdan memnuniyetsizliği dile getirmek, şikâyet etmek.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ sich bei der Leitung beschweren → yönetime şikâyette bulunmak
⭐ sich über den Service beschweren → hizmetten şikâyet etmek
⭐ sich offiziell beschweren → resmî şikâyette bulunmak
⭐ sich schriftlich beschweren → yazılı şikâyet etmek
• sich ständig beschweren → sürekli şikâyet etmek
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ reklamieren → şikâyet etmek (müşteri bağlamı)
⭐ sich beklagen → yakınmak
• Kritik äußern → eleştiri dile getirmek
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ zufrieden sein → memnun olmak
⭐ loben → övmek
• akzeptieren → kabullenmek
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Ich habe mich über den Lärm beschwert.
(Gürültüden şikâyet ettim.)
B2:
⭐ Er hat sich bei der Firma über den schlechten Service beschwert.
(Kötü hizmetten dolayı firmaya şikâyette bulundu.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• bei = kişi / kurum
• über = sorun / konu
• İkisi aynı cümlede birlikte kullanılır
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ die Beschwerde → şikâyet
• Beschwerde einlegen → şikâyette bulunmak
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich beschwere mich über die Firma (kime?) → eksik
• ✅ Ich beschwere mich bei der Firma über den Service
• Bewerbung’da çok dikkatli:
Şikâyet eden değil, çözüm üreten görün.
⸻
Bitti.
Sıradaki kelimeyi ver.
erwähnen
Tamam. Bu fiil masum görünür ama yanlış yerde kullanırsan metni zayıflatır. Aynı kilitli format.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 VERB
🔥 erwähnen
= bahsetmek / değinmek
= to mention (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• Verb (nicht trennbar)
• ⭐ Akkusativ: etwas erwähnen
• ⭐ in + Dativ → in einem Text / Gespräch erwähnen
• Präteritum: erwähnte
• Perfekt: hat erwähnt
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Etwas kurz und nebenbei nennen, ohne ins Detail zu gehen.
Türkçe:
Bir konudan kısaca bahsetmek, değinmek.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ etwas kurz erwähnen → kısaca bahsetmek
⭐ ein Detail erwähnen → bir detaya değinmek
⭐ etwas ausdrücklich erwähnen → özellikle belirtmek
⭐ etwas nebenbei erwähnen → laf arasında bahsetmek
• im Lebenslauf erwähnen → özgeçmişte belirtmek
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ nennen → söylemek
⭐ ansprechen → değinmek
• erwähnen ≈ erwähnenswert sein → bahsetmeye değer olmak
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ verschweigen → gizlemek
⭐ auslassen → atlamak
• übergehen → es geçmek
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Er erwähnte seinen Namen nicht.
(Adını anmadı.)
B2:
⭐ Im Anschreiben sollte man relevante Erfahrungen erwähnen.
(Ön yazıda ilgili deneyimlerden bahsetmek gerekir.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• erwähnen = kısa
• Detaya giriyorsan erklären / beschreiben gerekir
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ die Erwähnung → bahsedilme
• erwähnenswert → bahsetmeye değer
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich erwähne meine Motivation ausführlich → mantık çöküyor
• ✅ Ich erwähne kurz meine Motivation
• Bewerbung’da: az ama stratejik kullan.
⸻
Devam.
Sıradaki kelimeyi gönder.
funktionieren
Tamam. Bu fiil basit görünüyor ama yanlış bağlamda çocukça durur. Aynı kilitli format.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 VERB
🔥 funktionieren
= çalışmak / düzgün işlemesi
= to function / to work properly (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• Verb (nicht trennbar)
• ⭐ intransitiv → nesne almaz
• Präteritum: funktionierte
• Perfekt: hat funktioniert
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Wie vorgesehen arbeiten oder ablaufen.
Türkçe:
Planlandığı gibi çalışmak, düzgün işlemesi.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ gut / schlecht funktionieren → iyi / kötü çalışmak
⭐ nicht mehr funktionieren → artık çalışmamak
⭐ reibungslos funktionieren → sorunsuz çalışmak
⭐ wie geplant funktionieren → planlandığı gibi çalışmak
• technisch funktionieren → teknik olarak çalışmak
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ laufen → çalışmak (konuşma dili)
⭐ klappen → yolunda gitmek (günlük)
• arbeiten → çalışmak (daha genel)
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ ausfallen → arızalanmak
⭐ versagen → başarısız olmak
• kaputtgehen → bozulmak
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Die Maschine funktioniert nicht.
(Makine çalışmıyor.)
B2:
⭐ Das neue System funktioniert reibungslos.
(Yeni sistem sorunsuz çalışıyor.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• funktionieren = sistem / süreç
• İnsan için doğrudan kullanma (soğuk ve teknik)
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ die Funktion → işlev
• funktionsfähig → çalışır durumda
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich funktioniere gut im Team → robot gibi
• ✅ Ich arbeite gut im Team / Die Zusammenarbeit funktioniert gut
• Bewerbung’da insan için dolaylı kullan.
⸻
Net.
Devam et.
sich gewöhnen (an)
Tamam. Bu fiil refleksif + edat yüzünden çok hata yaptırır. Aynı kilitli format, net sınırlar.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 VERB (reflexiv)
🔥 sich gewöhnen an
= alışmak
= to get used to (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• ⭐ Reflexiv: sich gewöhnen
• ⭐ an + Akkusativ → sich an etwas gewöhnen
• Präteritum: gewöhnte sich
• Perfekt: hat sich gewöhnt
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Nach einer gewissen Zeit etwas als normal empfinden.
Türkçe:
Zamanla bir duruma alışmak.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ sich an neue Situationen gewöhnen → yeni durumlara alışmak
⭐ sich an den Alltag gewöhnen → günlük hayata alışmak
⭐ sich schnell / langsam gewöhnen → çabuk / yavaş alışmak
⭐ sich an etwas nicht gewöhnen können → alışamamak
• sich an das Klima gewöhnen → iklime alışmak
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ sich anpassen → uyum sağlamak
⭐ sich einstellen auf → kendini ayarlamak
• akzeptieren → kabullenmek
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ sich fremd fühlen → yabancı hissetmek
⭐ ablehnen → reddetmek
• sich sträuben → direnmek
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Ich habe mich schnell an die neue Umgebung gewöhnt.
(Yeni ortama çabuk alıştım.)
B2:
⭐ Am Anfang war es schwierig, aber inzwischen habe ich mich daran gewöhnt.
(Başta zordu ama artık alıştım.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• an + Akkusativ = kırmızı çizgi
• Dativ kullanırsan direkt yanlış
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ die Gewöhnung → alışma süreci
• gewohnt → alışık
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich gewöhne auf das Klima → yanlış edat
• ❌ Ich gewöhne mich (nesne yok) → eksik
• ✅ Ich gewöhne mich an das Klima
• Bewerbung’da: uyum vurgusu için güçlü:
„Ich gewöhne mich schnell an neue Arbeitsabläufe.“
⸻
Bitti.
Sıradaki kelimeyi ver.
übernehmen
Tamam. Bu fiil Bewerbung dili için ALTIN ama yanlış şişirilirse palavra olur. Aynı kilitli format.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 VERB
🔥 übernehmen
= üstlenmek / devralmak / almak
= to take over / to assume (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• Verb (nicht trennbar)
• ⭐ Akkusativ: etwas übernehmen
• Präteritum: übernahm
• Perfekt: hat übernommen
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Eine Aufgabe, Verantwortung oder Rolle aktiv an sich nehmen.
Türkçe:
Bir görev, sorumluluk veya rolü üstlenmek.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ Verantwortung übernehmen → sorumluluk üstlenmek
⭐ Aufgaben übernehmen → görev almak
⭐ eine Rolle übernehmen → rol üstlenmek
⭐ die Leitung übernehmen → yönetimi devralmak
• Kosten übernehmen → masrafları üstlenmek
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ sich um etwas kümmern → ilgilenmek
⭐ übernehmen ≈ annehmen → kabul etmek
• erledigen → yerine getirmek
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ ablehnen → reddetmek
⭐ abgeben → devretmek
• verweigern → geri çevirmek
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Ich habe zusätzliche Aufgaben übernommen.
(Ek görevler üstlendim.)
B2:
⭐ Während des Projekts habe ich Verantwortung übernommen.
(Proje sırasında sorumluluk aldım.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• übernehmen = aktiv + sorumluluk
• Pasif işlerde zayıf durur
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ die Übernahme → devralma
• verantwortlich → sorumlu
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich habe viel übernommen → ne aldın? boş laf
• ✅ Ich habe Verantwortung für X übernommen
• Bewerbung’da somut nesne şart, yoksa süs kelime.
⸻
Net.
Devam.
verlosen
Tamam. Bu fiil dar alanlı ama net. Yanlış bağlamda kullanırsan direkt sırıtıyor. Aynı kilitli format.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 VERB
🔥 verlosen
= çekilişle dağıtmak / kura ile vermek
= to raffle / to give away by lottery (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• Verb (nicht trennbar)
• ⭐ Akkusativ: etwas verlosen
• Präteritum: verloste
• Perfekt: hat verlost
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Etwas durch eine Zufallsauswahl (Los, Ziehung) vergeben.
Türkçe:
Bir şeyi kura veya çekiliş yoluyla dağıtmak.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ Preise verlosen → ödülleri çekilişle vermek
⭐ Tickets verlosen → biletleri çekilişle dağıtmak
⭐ Gutscheine verlosen → hediye çekleri dağıtmak
⭐ unter den Teilnehmern verlosen → katılımcılar arasında çekmek
• etwas online verlosen → çevrim içi çekiliş yapmak
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ auslosen → kura ile seçmek
• verlosen ≈ verschenken → hediye etmek (ama kura yok)
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ verkaufen → satmak
⭐ behalten → elde tutmak
• zuteilen → paylaştırmak (planlı)
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Das Unternehmen verlost drei Preise.
(Şirket üç ödül çekilişle dağıtıyor.)
B2:
⭐ Unter allen Teilnehmern werden Konzertkarten verlost.
(Tüm katılımcılar arasında konser biletleri çekilecek.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• verlosen = Zufall şart
• Rastgele yoksa kelime yanlış
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ die Verlosung → çekiliş
• das Los → kura
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Die Firma verlost Mitarbeiter → rezalet
• ❌ Ich habe ein Geschenk verlost (tek kişiye, kura yok) → yanlış
• ✅ Wir haben Preise unter den Kunden verlost.
• Bewerbung’da %99 gereksiz. Pazarlama / Event yoksa kullanma.
⸻
Bitti.
Sıradaki kelimeyi ver.
übernehmen
Tamam. Bu fiil Bewerbung dili için ALTIN ama yanlış şişirilirse palavra olur. Aynı kilitli format.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 VERB
🔥 übernehmen
= üstlenmek / devralmak / almak
= to take over / to assume (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• Verb (nicht trennbar)
• ⭐ Akkusativ: etwas übernehmen
• Präteritum: übernahm
• Perfekt: hat übernommen
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Eine Aufgabe, Verantwortung oder Rolle aktiv an sich nehmen.
Türkçe:
Bir görev, sorumluluk veya rolü üstlenmek.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ Verantwortung übernehmen → sorumluluk üstlenmek
⭐ Aufgaben übernehmen → görev almak
⭐ eine Rolle übernehmen → rol üstlenmek
⭐ die Leitung übernehmen → yönetimi devralmak
• Kosten übernehmen → masrafları üstlenmek
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ sich um etwas kümmern → ilgilenmek
⭐ übernehmen ≈ annehmen → kabul etmek
• erledigen → yerine getirmek
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ ablehnen → reddetmek
⭐ abgeben → devretmek
• verweigern → geri çevirmek
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Ich habe zusätzliche Aufgaben übernommen.
(Ek görevler üstlendim.)
B2:
⭐ Während des Projekts habe ich Verantwortung übernommen.
(Proje sırasında sorumluluk aldım.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• übernehmen = aktiv + sorumluluk
• Pasif işlerde zayıf durur
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ die Übernahme → devralma
• verantwortlich → sorumlu
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich habe viel übernommen → ne aldın? boş laf
• ✅ Ich habe Verantwortung für X übernommen
• Bewerbung’da somut nesne şart, yoksa süs kelime.
⸻
Net.
Devam.
wirken
Tamam. Bu fiil sinsi. Doğrudan değil, algı üzerinden çalışır. Yanlış kullanırsan anlam kayar. Aynı kilitli format.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 VERB
🔥 wirken
= etki etmek / … gibi görünmek
= to have an effect / to seem (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• Verb (nicht trennbar)
• ⭐ intransitiv → nesne almaz
• ⭐ auf + Akkusativ → auf jdn. wirken
• Präteritum: wirkte
• Perfekt: hat gewirkt
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM – algısal)
Deutsch:
Einen bestimmten Eindruck auf andere machen.
Türkçe:
Başkalarında belli bir izlenim bırakmak, … gibi görünmek.
(YAN ANLAM – kausal)
Deutsch:
Eine Wirkung haben.
Türkçe:
Etkisi olmak.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ auf andere ruhig / sympathisch wirken → başkalarına sakin / sempatik görünmek
⭐ überzeugend wirken → ikna edici görünmek
⭐ professionell wirken → profesyonel durmak
⭐ negativ / positiv wirken → olumsuz / olumlu etki bırakmak
• beruhigend wirken → yatıştırıcı etki yapmak
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ erscheinen → görünmek
⭐ Eindruck machen → izlenim bırakmak
• beeinflussen → etkilemek (daha aktif)
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ abschreckend wirken → itici etki yapmak
⭐ gleichgültig wirken → ilgisiz görünmek
• keine Wirkung haben → etkisi olmamak
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Er wirkt sehr ruhig.
(Çok sakin görünüyor.)
B2:
⭐ Das Auftreten wirkt professionell.
(Duruş profesyonel duruyor.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• wirken = algı
• Gerçekten öyle olup olmaması önemsiz
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ die Wirkung → etki
• wirkungsvoll → etkili
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich wirke gut im Team → bulanık
• ✅ Ich wirke zuverlässig und strukturiert (izlenim anlatıyorsan)
• Bewerbung’da görünüm dili için güçlü ama kanıtla desteklemezsen boş.
⸻
Net.
Devam.
sich wohlfühlen
Tamam. Bu ifade masum görünüyor ama yanlış yerde çocuk gibi durur. Aynı kilitli format, sınırlar net.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 VERB (reflexiv)
🔥 sich wohlfühlen
= kendini iyi hissetmek / rahat hissetmek
= to feel comfortable / to feel good (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• ⭐ Reflexiv: sich wohlfühlen
• ⭐ in / bei + Dativ → sich in / bei etwas wohlfühlen
• Präteritum: fühlte sich wohl
• Perfekt: hat sich wohlgefühlt
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Sich körperlich oder seelisch gut und entspannt fühlen.
Türkçe:
Kendini bedensel veya ruhsal olarak iyi ve rahat hissetmek.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ sich im Team wohlfühlen → ekipte kendini rahat hissetmek
⭐ sich am Arbeitsplatz wohlfühlen → iş yerinde kendini iyi hissetmek
⭐ sich in einer neuen Umgebung wohlfühlen → yeni ortamda rahat hissetmek
⭐ sich schnell / langsam wohlfühlen → çabuk / geç alışıp rahatlamak
• sich bei jemandem wohlfühlen → birinin yanında rahat hissetmek
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ sich gut fühlen → iyi hissetmek
⭐ sich wohlfühlen ≈ zufrieden sein → memnun olmak
• sich entspannen → rahatlamak
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ sich unwohl fühlen → rahatsız hissetmek
⭐ sich fremd fühlen → yabancı hissetmek
• sich gestresst fühlen → stresli hissetmek
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Ich fühle mich hier sehr wohl.
(Burada kendimi çok iyi hissediyorum.)
B2:
⭐ In einem strukturierten Team fühle ich mich besonders wohl.
(Düzenli bir ekipte kendimi özellikle rahat hissediyorum.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• wohlfühlen = iç durum
• Dışarıdan ölçülemez, kanıt gerektirir
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ das Wohlbefinden → iyi olma hâli
• wohltuend → iyi gelen
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Bewerbung’da Ich fühle mich wohl → boş laf
• ✅ Ich fühle mich in klar strukturierten Arbeitsabläufen wohl
• Tek başına kullanırsan zayıf, bağlam vermezsen çöker.
⸻
Net.
Sıradaki kelimeyi gönder.
angemessen
Tamam. Bu kelime “güzel duruyor” diye rastgele atılmaz. Yanlış yerde kullanırsan içi boş kalır. Aynı kilitli format.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 ADJEKTIV
🔥 angemessen
= uygun / yerinde / makul
= appropriate / reasonable (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• Adjektiv (deklinierbar)
• ⭐ meist prädikativ oder attributiv
• Steigerung: angemessener – am angemessensten
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Zu einer Situation, Regel oder Erwartung passend.
Türkçe:
Bir duruma, kurala veya beklentiye uygun olan.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ angemessen reagieren → uygun tepki vermek
⭐ angemessenes Verhalten → yerinde davranış
⭐ eine angemessene Bezahlung → makul ücret
⭐ angemessener Umgang → uygun yaklaşım
• in angemessener Weise → uygun şekilde
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ passend → uygun
⭐ geeignet → elverişli
• verhältnismäßig → orantılı
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ unangemessen → uygunsuz
⭐ übertrieben → aşırı
• unpassend → yakışmayan
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Sein Verhalten war angemessen.
(Davranışı yerindeydi.)
B2:
⭐ Die Bezahlung ist der Leistung angemessen.
(Ücret, performansa uygun.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• angemessen = bağlam şart
• Tek başına hiçbir şey söylemez
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ die Angemessenheit → uygunluk
• angemessen reagieren → yerinde tepki vermek
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich bin angemessen → anlamsız
• ❌ angemessen gut → yapay
• ✅ angemessenes Verhalten / angemessene Lösung
• Bewerbung’da nesnesiz kullanma, yoksa boş süs.
⸻
Bitti.
Devam et.
geeignet (für)
Tamam. Bu ifade çok kullanılır ama yarısı yanlış. Aynı kilitli format, net sınırlar.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 ADJEKTIV + PRÄPOSITION
🔥 geeignet für
= için uygun / elverişli
= suitable for (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• ⭐ Adjektiv: geeignet
• ⭐ für + Akkusativ → geeignet für etwas
• Steigerung: geeigneter – am geeignetsten
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Für einen bestimmten Zweck oder Einsatz passend.
Türkçe:
Belirli bir amaç veya kullanım için uygun.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ geeignet für die Ausbildung → eğitim için uygun
⭐ geeignet für Anfänger → yeni başlayanlar için uygun
⭐ für diese Aufgabe geeignet → bu görev için uygun
⭐ besonders gut geeignet → özellikle uygun
• nicht geeignet für Kinder → çocuklar için uygun değil
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ passend für → uygun
⭐ tauglich für → elverişli
• verwendbar für → kullanılabilir
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ ungeeignet für → uygun olmayan
⭐ untauglich → elverişsiz
• unpassend → yakışmayan
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Dieses Programm ist für Anfänger geeignet.
(Bu program yeni başlayanlar için uygun.)
B2:
⭐ Aufgrund meiner Erfahrung bin ich für diese Position geeignet.
(Deneyimim sayesinde bu pozisyon için uygunum.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• geeignet = objektif uygunluk
• Kişisel his değil, kriter ister
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ die Eignung → uygunluk
• geeignet sein → uygun olmak
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich fühle mich geeignet → duygu değil
• ❌ geeignet zu → yanlış edat
• ✅ geeignet für + Akkusativ
• Bewerbung’da kanıt şart, yoksa iddia.
⸻
Net.
Sıradaki kelimeyi ver.
gefühlvoll
Tamam. Bu sıfat duygusal ama tehlikeli. Yanlış yerde “kontrolsüz” algısı yaratır. Aynı kilitli format.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 ADJEKTIV
🔥 gefühlvoll
= duygulu / hassas / içten
= emotional / sensitive / heartfelt (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• Adjektiv (deklinierbar)
• Steigerung: gefühlvoller – am gefühlvollsten
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Stark von Gefühlen geprägt; emotional feinfühlig.
Türkçe:
Duyguları güçlü olan, hassas ve içten.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ gefühlvolle Musik → duygulu müzik
⭐ eine gefühlvolle Reaktion → duygulu bir tepki
⭐ gefühlvoll sprechen → duygulu konuşmak
⭐ gefühlvoller Umgang → hassas yaklaşım
• gefühlvoll reagieren → duygusal tepki vermek
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ emotional → duygusal
⭐ sensibel → hassas
• einfühlsam → empatik
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ gefühllos → duygusuz
⭐ sachlich → nesnel
• kühl → soğuk
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Die Musik ist sehr gefühlvoll.
(Müzik çok duygulu.)
B2:
⭐ Er reagierte gefühlvoll auf die Situation.
(Duruma duygulu bir şekilde tepki verdi.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• gefühlvoll = duygu var
• Ama kontrol yok anlamına da kayabilir
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ das Gefühl → duygu
• gefühlsbetont → duygusal ağırlıklı
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Bewerbung’da Ich bin gefühlvoll → zayıf ve riskli
• ✅ Ich gehe sensibel und respektvoll mit Menschen um
• gefühlvoll, sanat ve kişisel bağlamda güçlü; iş dilinde dikkatli kullan.
⸻
Net.
Devam et.e
geizig
Tamam. Bu sıfat net, sert ve negatif. Yanlış bağlamda kendini yakarsın. Aynı kilitli format.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 ADJEKTIV
🔥 geizig
= cimri
= stingy / miserly (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• Adjektiv (deklinierbar)
• Steigerung: geiziger – am geizigsten
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Unwillig, Geld oder Ressourcen zu teilen oder auszugeben.
Türkçe:
Para veya kaynak harcamaya isteksiz olan, cimri.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ geizig mit Geld sein → paraya karşı cimri olmak
⭐ geizig reagieren → cimri davranmak
⭐ jemand ist geizig → biri cimri
⭐ geiziges Verhalten → cimri davranış
• geizig mit Lob sein → övgüde cimri olmak
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ knauserig → pinti
⭐ sparsam (kontextuell) → tutumlu (aynı şey değil)
• kleinlich → ufak hesapçı
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ großzügig → cömert
⭐ freigiebig → eli açık
• spendabel → harcamayı seven
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Er ist sehr geizig.
(O çok cimri.)
B2:
⭐ Er ist geizig mit Komplimenten.
(İltifatta cimri.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• geizig ≠ sparsam
• geizig = negatif yargı
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ der Geiz → cimrilik
• geizen → cimrilik etmek
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich bin geizig mit Geld (Bewerbung) → kendini bitirdin
• ✅ Ich gehe verantwortungsvoll mit Ressourcen um
• geizig, tanımlama için var; kendini anlatmak için değil.
⸻
Bitti.
Sıradaki kelimeyi gönder.
kollegial
Güzel kelime seçimi. Pozitif, ama içi boş yazılırsa tırt. Aynı kilitli format, net sınırlarla.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 ADJEKTIV
🔥 kollegial
= meslektaşça / iş arkadaşlarına yakışır
= collegial / professional towards colleagues (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• Adjektiv (deklinierbar)
• Steigerung: kollegialer – am kollegialsten (nadiren kullanılır)
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Fair, hilfsbereit und respektvoll im Umgang mit Kolleginnen und Kollegen.
Türkçe:
İş arkadaşlarına karşı adil, yardımcı ve saygılı davranan.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ kollegialer Umgang → meslektaşça iletişim
⭐ kollegial zusammenarbeiten → uyumlu çalışmak
⭐ kollegiales Verhalten → meslektaşça davranış
• ein kollegiales Arbeitsklima → olumlu iş ortamı
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ teamfähig → ekip çalışmasına uygun
⭐ kooperativ → işbirlikçi
• fair → adil
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ unkollegial → meslektaşça olmayan
⭐ egoistisch → bencil
• konkurrenzorientiert (negatif bağlamda) → aşırı rekabetçi
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Er verhält sich kollegial.
(O meslektaşça davranıyor.)
B2:
⭐ Ich lege großen Wert auf einen kollegialen Umgang im Team.
(Ekip içinde meslektaşça iletişime önem veririm.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• kollegial = iş ortamı kelimesi
• Sosyal hayatta kullanırsan yapay durur.
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ die Kollegialität → meslektaşlık anlayışı
• der Kollege / die Kollegin → iş arkadaşı
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich bin sehr kollegial → boş laf
• ✅ Ich arbeite kollegial im Team / Ich fördere einen kollegialen Umgang
• Davranışla desteklemezsen CV süsü olur.
⸻
Net.
Devam.
launisch
İşte tehlikeli bir sıfat. Doğru analiz etmezsen ya kendini gömersin ya da başkasını gereksiz sert etiketlersin. Aynı kilitli format, keskin sınırlarla.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 ADJEKTIV
🔥 launisch
= huysuz / değişken ruh hâlli
= moody / temperamental (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• Adjektiv (deklinierbar)
• Steigerung: launischer – am launischsten
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Stark schwankend in der Stimmung; schnell gut oder schlecht gelaunt.
Türkçe:
Ruh hâli sık değişen, çabuk keyfi kaçan.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ launisch sein → huysuz olmak
⭐ launisch reagieren → değişken tepki vermek
⭐ launisches Verhalten → tutarsız ruh hâli
• launische Stimmung → değişken ruh hâli
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ wechselhaft → değişken
⭐ reizbar → çabuk sinirlenen
• unbeständig → istikrarsız (duygusal bağlamda)
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ ausgeglichen → dengeli
⭐ gelassen → sakin
• stabil → istikrarlı
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Er ist oft launisch.
(O sık sık huysuz.)
B2:
⭐ Sie reagiert manchmal launisch, wenn sie unter Stress steht.
(Stres altındayken bazen huysuz tepki veriyor.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• launisch = süreklilik
• Bir anlık sinir için kullanma.
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ die Laune → ruh hâli
• Launenschwankungen → ruh hâli dalgalanmaları
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich bin manchmal launisch (Bewerbung) → kendini eledin
• ✅ Ich bleibe auch unter Stress ausgeglichen
• launisch, analiz için var; öz tanıtım için değil.
⸻
Bu da netleşti.
Sıradaki kelimeyi gönder.
lebendig
Bu kelime pozitif gibi durur ama kontrolsüz kullanılırsa çocukça algı yaratır. Doğru yerde güçlü, yanlış yerde amatör. Aynı kilitli format.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 ADJEKTIV
🔥 lebendig
= canlı / hayat dolu
= lively / vivid (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• Adjektiv (deklinierbar)
• Steigerung: lebendiger – am lebendigsten
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Voll Energie, Bewegung oder Ausdruck; nicht ruhig oder leblos.
Türkçe:
Enerjik, hareketli, canlı.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ eine lebendige Atmosphäre → canlı atmosfer
⭐ lebendig wirken → canlı görünmek
⭐ lebendige Diskussion → hararetli/canlı tartışma
• eine lebendige Stadt → canlı şehir
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ lebhaft → hareketli
⭐ aktiv → aktif
• dynamisch → dinamik
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ ruhig → sakin
⭐ leblos → cansız
• passiv → pasif
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Die Stadt ist sehr lebendig.
(Şehir çok canlı.)
B2:
⭐ Die Diskussion war lebendig und konstruktiv.
(Tartışma canlı ve yapıcıydı.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• lebendig = ortam / süreç / etki
• İnsan için kullanılır ama tek başına kişilik etiketi gibi yazılmaz.
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ das Leben → hayat
• Lebendigkeit → canlılık
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich bin eine lebendige Person → yapay, çocukça
• ✅ Ich bringe eine lebendige, engagierte Arbeitsweise mit
• Bewerbung’da destek fiili olmadan kullanma.
⸻
Net.
Devam et.
sparsam
Tamam. Bu sıfatın görünüşü pozitif ama yanlış bağlamda geizig gibi anlaşılabilir. Aynı kilitli format.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 ADJEKTIV
🔥 sparsam
= tutumlu / idareli
= economical / thrifty (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• Adjektiv (deklinierbar)
• Steigerung: sparsamer – am sparsamsten
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Ressourcen, Geld oder Zeit effizient und bedacht einsetzen.
Türkçe:
Kaynakları, parayı veya zamanı verimli ve düşünerek kullanmak.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ sparsam mit Geld umgehen → parayı tutumlu kullanmak
⭐ sparsam leben → tutumlu yaşamak
⭐ sparsam planen → planlamayı idareli yapmak
• sparsame Nutzung von Ressourcen → kaynakların tasarruflu kullanımı
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ wirtschaftlich → ekonomik / verimli
⭐ bedacht → düşünceli, ölçülü
• rationell → akılcı, verimli
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ verschwenderisch → savurgan
⭐ freigiebig → eli açık
• maßlos → ölçüsüz
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Er lebt sehr sparsam.
(O çok tutumlu yaşıyor.)
B2:
⭐ Wir planen die Ressourcen sparsam und effizient.
(Kaynakları tutumlu ve verimli planlıyoruz.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• sparsam ≠ geizig
• Geizig = negatif, sparsam = planlı ve kontrollü
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ die Sparsamkeit → tutumluluk
• sparsam wirtschaften → tutumlu kullanmak
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Bewerbung’da Ich bin sparsam → boş / yanlış izlenim
• ✅ Ich nutze Ressourcen sparsam und effizient
• sparsam, davranış ve süreç için güçlü; kişisel etiket olarak riskli.
⸻
Sıradaki kelimeyi ver.
schüchtern
Tamam. Bu sıfat tehlikeli, yanlış yerde kullanılırsa zayıf karakter izlenimi verir. Aynı kilitli format, net sınırlarla.
⸻
🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ
🔵 ADJEKTIV
🔥 schüchtern
= utangaç / çekingen
= shy / timid (ENG)
⸻
1️⃣ Wortart & Grammatik
• Adjektiv (deklinierbar)
• Steigerung: schüchterner – am schüchternsten
⸻
2️⃣ Bedeutungen
⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Unsicher, zurückhaltend oder scheu im Umgang mit anderen.
Türkçe:
Başkalarıyla iletişimde çekingen, kendine güveni az.
⸻
3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar
⭐ schüchtern sein → utangaç olmak
⭐ ein schüchternes Lächeln → çekingen gülümseme
⭐ schüchtern reagieren → çekingen tepki vermek
• schüchtern auftreten → çekingen görünmek
⸻
4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)
⭐ zurückhaltend → çekingen / mesafeli
⭐ scheu → ürkek
• timid → utangaç (resmî bağlam)
⸻
5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)
⭐ selbstbewusst → kendine güvenen
⭐ offen → açık / girişken
• kontaktfreudig → iletişimci
⸻
6️⃣ Beispielsätze
B1:
Das Kind ist schüchtern.
(Çocuk utangaç.)
B2:
⭐ Sie wirkt anfangs schüchtern, aber dann sehr engagiert.
(İlk başta utangaç görünüyor, ama sonra çok aktif/girişken.)
⸻
7️⃣ Merktipp
• schüchtern = karakter niteliği
• İş ortamında pozitif bağlamla sunmazsan zayıf.
⸻
8️⃣ Verwandte Wörter
⭐ die Schüchternheit → utangaçlık
• schüchtern auftreten → çekingen görünmek
⸻
🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Bewerbung’da Ich bin schüchtern → direkt eksik
• ✅ Ich kann auch in neuen Teams sicher und strukturiert arbeiten
• schüchtern, analiz veya hikâye için var; CV’de kanıtla sun.
⸻
Sıradaki kelimeyi gönder.