Drtitte Tag Flashcards

(33 cards)

1
Q

abschalten

A

Tamam. Aynı kilitli format. Yumuşatma yok.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 VERB

🔥 abschalten

= kapatmak / kafayı boşaltmak / rahatlamak
= to switch off / to relax mentally (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• Verb (trennbar): schalten + ab
• ⭐ Akkusativ: etwas abschalten
• Präteritum: schaltete ab
• Perfekt: hat abgeschaltet

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM – mental)
Deutsch:
Sich mental entspannen und nicht mehr an Arbeit oder Probleme denken.

Türkçe:
Zihinsel olarak rahatlamak, kafayı kapatmak.

(YAN ANLAM – technisch)
Deutsch:
Ein Gerät ausschalten.

Türkçe:
Bir cihazı kapatmak.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ abschalten können → rahatlayabilmek
⭐ vom Alltag abschalten → günlük hayattan kopmak
⭐ nach der Arbeit abschalten → işten sonra rahatlamak
• den Fernseher abschalten → televizyonu kapatmak
• das Handy abschalten → telefonu kapatmak

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ entspannen → rahatlamak
⭐ runterkommen → sakinleşmek (konuşma dili)
• sich erholen → dinlenmek

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ sich stressen → strese girmek
⭐ unter Druck stehen → baskı altında olmak
• arbeiten → çalışmak

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Ich kann nach der Arbeit gut abschalten.
(İşten sonra iyi rahatlayabiliyorum.)

B2:
⭐ Beim Sport kann ich komplett abschalten.
(Spor yaparken tamamen kafamı boşaltabiliyorum.)

7️⃣ Merktipp
• abschalten = Kopf aus
• Duygusal/mental kullanım C1’de çok güçlü

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ die Abschaltung → kapatma
• abschaltbar → kapatılabilir

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich schalte mich ab → yanlış (reflexiv değil)
• ✅ Ich kann abschalten
• Bewerbung’da ölçülü kullan:
„Ich finde durch Sport einen guten Ausgleich und kann abschalten.“

Net.
Sıradaki kelimeyi fırlat.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
2
Q

(auf) etwas achten

A

🔴 FESTE VERBINDUNG / REDEWENDUNG

🔥 auf etwas achten

= bir şeye dikkat etmek / özen göstermek / riayet etmek
= to pay attention to something / to watch out for something / to heed something (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik

· Bu bir trennbare feste Verbindung’dır (ayrılabilir kalıp fiil bağlantısı).
· Yapı: auf (edat) + etwas (Akkusativ) + achten (fiil)
· Präteritum: achtete auf
· Perfekt: hat auf etwas geachtet
· Her zaman “auf” + Akkusativ ile kullanılır.

2️⃣ Bedeutung (DE + TR)

(ANA ANLAM)
Deutsch:
Seine Aufmerksamkeit bewusst auf eine Sache, eine Person oder einen Umstand richten; sorgfältig darauf achten, dass etwas Bestimmtes eintritt oder nicht eintritt.
Türkçe:
Dikkatini bilinçli olarak bir şeye, bir kişiye veya bir duruma yöneltmek; belirli bir şeyin olması veya olmaması için özen göstermek.

3️⃣ Typische Verwendungen & Kontext

· ⭐ auf die Uhrzeit / den Verkehr achten → saate / trafiğe dikkat etmek
· ⭐ auf seine Gesundheit / Ernährung achten → sağlığına / beslenmesine dikkat etmek / özen göstermek
· auf Details / Kleidung achten → ayrıntılara / kıyafete dikkat etmek
· auf die richtige Aussprache achten → doğru telaffuza dikkat etmek
· darauf achten, dass… → …-e dikkat etmek, …-mesini sağlamak
· nicht auf etwas achten → bir şeye dikkat etmemek, aldırmamak

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

· ⭐ beachten → dikkate almak, riayet etmek (genellikle kurallar için)
· ⭐ aufpassen (auf) → dikkat etmek, bakmak (günlük dilde, gözetlemek anlamında)
· sich konzentrieren auf → konsantre olmak
· berücksichtigen → göz önünde bulundurmak, hesaba katmak
· im Auge behalten → göz önünde tutmak

5️⃣ Antonyme (kontextuell)

· ignorieren → görmezden gelmek
· vernachlässigen → ihmal etmek
· übergehen → atlamak, üstünkörü geçmek
· außer Acht lassen → dikkate almamak

6️⃣ Beispielsätze

B1 (Genel uyarı):
Achte auf die Stufe!
(Dikkat et basamağa!)

B2 (Sağlık/Özen):
Sie achtet sehr auf eine ausgewogene Ernährung.
(O, dengeli beslenmeye çok dikkat eder / çok özen gösterir.)

C1 (Dass-Satz ile):
Bitte achte darauf, dass alle Fenster geschlossen sind.
(Lütfen dikkat et, bütün pencerelerin kapalı olduğuna.)

B2 (Olumsuz):
Er achtet nicht auf solche Formalitäten.
(O, böyle formalitelere dikkat etmez / aldırmaz.)

7️⃣ Kritik Nokta & Kullanım
❗ EDAT: En sık yapılan hata, edatı karıştırmaktır. Bu fiil “auf” (üzerine, -e doğru) edatını ve Akkusativ halini gerektirir.

· ❌ Ich achte für meine Sicherheit. (Yanlış!)
· ✅ Ich achte auf meine Sicherheit. (Doğru)

❗ “Achten” ve “aufpassen” farkı: Çoğu zaman birbirlerinin yerine kullanılabilirler. Ancak:

· “Achten” daha çok sürekli bir özen, içsel bir dikkati ifade eder.
· “Aufpassen” daha çok anlık bir uyanıklık, göz kulak olma, bir tehlikeye karşı tetikte olmayı ifade eder.
· Achte auf deine Gesundheit. (Sağlığına dikkat et / özen göster.) → Sürekli bir tavır.
· Pass auf den Verkehr auf! (Trafiğe dikkat et!) → Anlık bir uyarı.

❗ “Darauf achten, dass…” yapısı çok yaygın ve kullanışlıdır. “Şunu sağlamak, şöyle olmasına dikkat etmek” anlamına gelir.

8️⃣ Merktipp

· “Achten” fiili, “die Acht” (saygı, eski dilde dikkat) ve “acht” (sekiz sayısı) ile aynı kökten gelir, ancak bu bağlantıyı kurmak zordur.
· Pratik bir ilişki: “Acht geben” de “dikkat etmek” anlamına gelir (eski/edebi). İkisi de aynı köktendir.
· Türkçe’deki “dikkat etmek” ve “özen göstermek” ifadelerinin toplamı gibi düşünün.

9️⃣ Verwandte Wörter & Ausdrücke

· ⭐ die Achtung → saygı, dikkat (isim) (“Achtung!” = Dikkat!)
· ⭐ beachten → dikkate almak, uymak
· achtlos → dikkatsiz, özensiz (sıfat)
· die Beachtung → dikkate alma, riayet
· die Achtsamkeit (gehoben) → dikkatlilik, özen

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
3
Q

angeben

A

Tamam. Aynı kilitli format. Net sınırlar. Yanlış yere çekersen çöp olur.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 VERB

🔥 angeben

= belirtmek / bildirmek / hava atmak
= to state / to declare / to show off (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• Verb (trennbar): geben + an
• ⭐ Akkusativ: etwas angeben
• Präteritum: gab an
• Perfekt: hat angegeben

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM – neutral / resmi)
Deutsch:
Informationen korrekt nennen oder mitteilen (Formular, Aussage).

Türkçe:
Bilgi vermek, belirtmek, bildirmek.

(YAN ANLAM – umgangssprachlich, negativ)
Deutsch:
Sich übertrieben darstellen, prahlen.

Türkçe:
Hava atmak, gösteriş yapmak.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ persönliche Daten angeben → kişisel bilgileri belirtmek
⭐ eine Adresse angeben → adres belirtmek
⭐ Gründe angeben → nedenleri belirtmek
⭐ im Formular angeben → formda belirtmek
• mit etwas angeben → bir şeyle hava atmak

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ nennen → söylemek
⭐ anführen → belirtmek (resmî)
• prahlen → böbürlenmek (negatif anlam)

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ verschweigen → gizlemek
⭐ verbergen → saklamak
• zurückhalten → tutmak / söylememek

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Bitte geben Sie Ihre Adresse an.
(Lütfen adresinizi belirtin.)

B2:
⭐ Er hat im Formular falsche Angaben angegeben.
(Formda yanlış bilgiler vermiş.)

Umgangssprachlich:
Er gibt ständig mit seinem Auto an.
(Sürekli arabasıyla hava atıyor.)

7️⃣ Merktipp
• Formular / resmi bağlam = doğru alan
• Konuşmada “hava atmak” anlamı riskli

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ die Angabe → bilgi, beyan
• Angaben machen → bilgi vermek

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich angebe meine Adresse → çekim yanlış
• ✅ Ich gebe meine Adresse an
• Bewerbung’da YAN ANLAM yok. Yanlış çağrışım yaparsın.

Devam.
Sıradaki kelimeyi at.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
4
Q

sich begeistern für

A

Tamam. Aynı kilitli format. Bu fiili yanlış kurarsan C1’de direkt sırıtıyor.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 VERB (reflexiv)

🔥 sich begeistern für

= bir şeye çok heveslenmek / tutkuyla ilgilenmek
= to be enthusiastic about (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• ⭐ Reflexiv: sich begeistern
• ⭐ für + Akkusativ → sich für etwas begeistern
• Präteritum: begeisterte sich
• Perfekt: hat sich begeistert

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Großes Interesse oder starke Begeisterung für etwas empfinden.

Türkçe:
Bir şeye büyük ilgi ve coşku duymak.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ sich für ein Thema begeistern → bir konuya heves duymak
⭐ sich für Technik / Sport begeistern → teknolojiye / spora ilgi duymak
⭐ sich schnell begeistern → çabuk heveslenmek
• andere für etwas begeistern → başkalarını heyecanlandırmak

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ sich interessieren für → ilgi duymak
⭐ begeistert sein von → çok hoşlanmak
• fasziniert sein von → büyülenmek

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ sich langweilen → sıkılmak
⭐ kein Interesse haben → ilgisi olmamak
• ablehnend sein → mesafeli olmak

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Ich begeistere mich für Technik.
(Teknolojiye ilgi duyuyorum.)

B2:
⭐ Schon als Kind habe ich mich für das Segeln begeistert.
(Daha çocukken yelkene ilgi duymuştum.)

7️⃣ Merktipp
• begeistern ≠ mögen (çok daha güçlü)
• für + Akkusativ → pazarlık yok

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ die Begeisterung → coşku
• begeisternd → heyecan verici

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich begeistere für Sport → reflexiv yok, çöp
• ✅ Ich begeistere mich für Sport
• Bewerbung’da ölçülü kullan:
„Ich begeistere mich für strukturierte Arbeitsprozesse.“

Devam.
Sıradaki kelime.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
5
Q

behaupten

A

Tamam. Bu fiil tehlikeli. Yanlış yerde kullanırsan söylediğini zayıflatır. Aynı kilitli formatla giriyorum.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 VERB

🔥 behaupten

= iddia etmek / öne sürmek
= to claim / to assert (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• Verb (nicht trennbar)
• ⭐ Akkusativ: etwas behaupten
• ⭐ dass-Satz: behaupten, dass …
• Präteritum: behauptete
• Perfekt: hat behauptet

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Etwas als wahr darstellen, ohne es eindeutig zu beweisen.

Türkçe:
Bir şeyi kanıtlamadan doğruymuş gibi ileri sürmek.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ etwas fest behaupten → kesin bir şekilde iddia etmek
⭐ behaupten, dass … → … olduğunu iddia etmek
⭐ etwas fälschlich behaupten → yanlış iddiada bulunmak
• seine Unschuld behaupten → masumiyetini iddia etmek

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ behaupten ≈ geltend machen → ileri sürmek (resmî)
⭐ vorbringen → öne sürmek
• meinen → düşünmek (daha zayıf)

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ beweisen → kanıtlamak
⭐ zugeben → kabul etmek
• widerrufen → geri almak

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Er behauptet, nichts davon gewusst zu haben.
(Bundan haberi olmadığını iddia ediyor.)

B2:
⭐ Die Zeugin behauptete, den Täter gesehen zu haben.
(Tanık, faili gördüğünü iddia etti.)

7️⃣ Merktipp
• behaupten = kanıt yok, söz var
• Resmî metinde mesafe koyar

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ die Behauptung → iddia
• unbegründet → temelsiz

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Bewerbung’da Ich behaupte, dass ich teamfähig bin → kendini sabote ediyorsun
• ✅ Ich verfüge über Teamfähigkeit / Ich habe Erfahrung in Teamarbeit
• behaupten, seni güçlü değil şüpheli gösterir.

Net.
Devam et.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
6
Q

sich beschweren bei / über

A

Tamam. Bu kalıp C1’de çok sık yanlış yapılıyor. Şimdi netleştiriyorum.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 VERB (reflexiv)

🔥 sich beschweren bei / über

= şikâyet etmek
= to complain (to someone / about something) (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• ⭐ Reflexiv: sich beschweren
• ⭐ bei + Dativ → kime şikâyet edildiği
• ⭐ über + Akkusativ → neyden şikâyet edildiği
• Präteritum: beschwerte sich
• Perfekt: hat sich beschwert

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Unzufriedenheit über etwas äußern.

Türkçe:
Bir durumdan memnuniyetsizliği dile getirmek, şikâyet etmek.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ sich bei der Leitung beschweren → yönetime şikâyette bulunmak
⭐ sich über den Service beschweren → hizmetten şikâyet etmek
⭐ sich offiziell beschweren → resmî şikâyette bulunmak
⭐ sich schriftlich beschweren → yazılı şikâyet etmek
• sich ständig beschweren → sürekli şikâyet etmek

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ reklamieren → şikâyet etmek (müşteri bağlamı)
⭐ sich beklagen → yakınmak
• Kritik äußern → eleştiri dile getirmek

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ zufrieden sein → memnun olmak
⭐ loben → övmek
• akzeptieren → kabullenmek

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Ich habe mich über den Lärm beschwert.
(Gürültüden şikâyet ettim.)

B2:
⭐ Er hat sich bei der Firma über den schlechten Service beschwert.
(Kötü hizmetten dolayı firmaya şikâyette bulundu.)

7️⃣ Merktipp
• bei = kişi / kurum
• über = sorun / konu
• İkisi aynı cümlede birlikte kullanılır

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ die Beschwerde → şikâyet
• Beschwerde einlegen → şikâyette bulunmak

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich beschwere mich über die Firma (kime?) → eksik
• ✅ Ich beschwere mich bei der Firma über den Service
• Bewerbung’da çok dikkatli:
Şikâyet eden değil, çözüm üreten görün.

Bitti.
Sıradaki kelimeyi ver.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
7
Q

sich beschweren bei / über

A

Tamam. Bu kalıp C1’de çok sık yanlış yapılıyor. Şimdi netleştiriyorum.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 VERB (reflexiv)

🔥 sich beschweren bei / über

= şikâyet etmek
= to complain (to someone / about something) (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• ⭐ Reflexiv: sich beschweren
• ⭐ bei + Dativ → kime şikâyet edildiği
• ⭐ über + Akkusativ → neyden şikâyet edildiği
• Präteritum: beschwerte sich
• Perfekt: hat sich beschwert

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Unzufriedenheit über etwas äußern.

Türkçe:
Bir durumdan memnuniyetsizliği dile getirmek, şikâyet etmek.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ sich bei der Leitung beschweren → yönetime şikâyette bulunmak
⭐ sich über den Service beschweren → hizmetten şikâyet etmek
⭐ sich offiziell beschweren → resmî şikâyette bulunmak
⭐ sich schriftlich beschweren → yazılı şikâyet etmek
• sich ständig beschweren → sürekli şikâyet etmek

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ reklamieren → şikâyet etmek (müşteri bağlamı)
⭐ sich beklagen → yakınmak
• Kritik äußern → eleştiri dile getirmek

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ zufrieden sein → memnun olmak
⭐ loben → övmek
• akzeptieren → kabullenmek

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Ich habe mich über den Lärm beschwert.
(Gürültüden şikâyet ettim.)

B2:
⭐ Er hat sich bei der Firma über den schlechten Service beschwert.
(Kötü hizmetten dolayı firmaya şikâyette bulundu.)

7️⃣ Merktipp
• bei = kişi / kurum
• über = sorun / konu
• İkisi aynı cümlede birlikte kullanılır

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ die Beschwerde → şikâyet
• Beschwerde einlegen → şikâyette bulunmak

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich beschwere mich über die Firma (kime?) → eksik
• ✅ Ich beschwere mich bei der Firma über den Service
• Bewerbung’da çok dikkatli:
Şikâyet eden değil, çözüm üreten görün.

Bitti.
Sıradaki kelimeyi ver.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
8
Q

erwähnen

A

Tamam. Bu fiil masum görünür ama yanlış yerde kullanırsan metni zayıflatır. Aynı kilitli format.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 VERB

🔥 erwähnen

= bahsetmek / değinmek
= to mention (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• Verb (nicht trennbar)
• ⭐ Akkusativ: etwas erwähnen
• ⭐ in + Dativ → in einem Text / Gespräch erwähnen
• Präteritum: erwähnte
• Perfekt: hat erwähnt

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Etwas kurz und nebenbei nennen, ohne ins Detail zu gehen.

Türkçe:
Bir konudan kısaca bahsetmek, değinmek.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ etwas kurz erwähnen → kısaca bahsetmek
⭐ ein Detail erwähnen → bir detaya değinmek
⭐ etwas ausdrücklich erwähnen → özellikle belirtmek
⭐ etwas nebenbei erwähnen → laf arasında bahsetmek
• im Lebenslauf erwähnen → özgeçmişte belirtmek

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ nennen → söylemek
⭐ ansprechen → değinmek
• erwähnen ≈ erwähnenswert sein → bahsetmeye değer olmak

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ verschweigen → gizlemek
⭐ auslassen → atlamak
• übergehen → es geçmek

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Er erwähnte seinen Namen nicht.
(Adını anmadı.)

B2:
⭐ Im Anschreiben sollte man relevante Erfahrungen erwähnen.
(Ön yazıda ilgili deneyimlerden bahsetmek gerekir.)

7️⃣ Merktipp
• erwähnen = kısa
• Detaya giriyorsan erklären / beschreiben gerekir

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ die Erwähnung → bahsedilme
• erwähnenswert → bahsetmeye değer

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich erwähne meine Motivation ausführlich → mantık çöküyor
• ✅ Ich erwähne kurz meine Motivation
• Bewerbung’da: az ama stratejik kullan.

Devam.
Sıradaki kelimeyi gönder.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
9
Q

funktionieren

A

Tamam. Bu fiil basit görünüyor ama yanlış bağlamda çocukça durur. Aynı kilitli format.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 VERB

🔥 funktionieren

= çalışmak / düzgün işlemesi
= to function / to work properly (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• Verb (nicht trennbar)
• ⭐ intransitiv → nesne almaz
• Präteritum: funktionierte
• Perfekt: hat funktioniert

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Wie vorgesehen arbeiten oder ablaufen.

Türkçe:
Planlandığı gibi çalışmak, düzgün işlemesi.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ gut / schlecht funktionieren → iyi / kötü çalışmak
⭐ nicht mehr funktionieren → artık çalışmamak
⭐ reibungslos funktionieren → sorunsuz çalışmak
⭐ wie geplant funktionieren → planlandığı gibi çalışmak
• technisch funktionieren → teknik olarak çalışmak

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ laufen → çalışmak (konuşma dili)
⭐ klappen → yolunda gitmek (günlük)
• arbeiten → çalışmak (daha genel)

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ ausfallen → arızalanmak
⭐ versagen → başarısız olmak
• kaputtgehen → bozulmak

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Die Maschine funktioniert nicht.
(Makine çalışmıyor.)

B2:
⭐ Das neue System funktioniert reibungslos.
(Yeni sistem sorunsuz çalışıyor.)

7️⃣ Merktipp
• funktionieren = sistem / süreç
• İnsan için doğrudan kullanma (soğuk ve teknik)

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ die Funktion → işlev
• funktionsfähig → çalışır durumda

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich funktioniere gut im Team → robot gibi
• ✅ Ich arbeite gut im Team / Die Zusammenarbeit funktioniert gut
• Bewerbung’da insan için dolaylı kullan.

Net.
Devam et.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
10
Q

sich gewöhnen (an)

A

Tamam. Bu fiil refleksif + edat yüzünden çok hata yaptırır. Aynı kilitli format, net sınırlar.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 VERB (reflexiv)

🔥 sich gewöhnen an

= alışmak
= to get used to (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• ⭐ Reflexiv: sich gewöhnen
• ⭐ an + Akkusativ → sich an etwas gewöhnen
• Präteritum: gewöhnte sich
• Perfekt: hat sich gewöhnt

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Nach einer gewissen Zeit etwas als normal empfinden.

Türkçe:
Zamanla bir duruma alışmak.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ sich an neue Situationen gewöhnen → yeni durumlara alışmak
⭐ sich an den Alltag gewöhnen → günlük hayata alışmak
⭐ sich schnell / langsam gewöhnen → çabuk / yavaş alışmak
⭐ sich an etwas nicht gewöhnen können → alışamamak
• sich an das Klima gewöhnen → iklime alışmak

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ sich anpassen → uyum sağlamak
⭐ sich einstellen auf → kendini ayarlamak
• akzeptieren → kabullenmek

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ sich fremd fühlen → yabancı hissetmek
⭐ ablehnen → reddetmek
• sich sträuben → direnmek

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Ich habe mich schnell an die neue Umgebung gewöhnt.
(Yeni ortama çabuk alıştım.)

B2:
⭐ Am Anfang war es schwierig, aber inzwischen habe ich mich daran gewöhnt.
(Başta zordu ama artık alıştım.)

7️⃣ Merktipp
• an + Akkusativ = kırmızı çizgi
• Dativ kullanırsan direkt yanlış

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ die Gewöhnung → alışma süreci
• gewohnt → alışık

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich gewöhne auf das Klima → yanlış edat
• ❌ Ich gewöhne mich (nesne yok) → eksik
• ✅ Ich gewöhne mich an das Klima
• Bewerbung’da: uyum vurgusu için güçlü:
„Ich gewöhne mich schnell an neue Arbeitsabläufe.“

Bitti.
Sıradaki kelimeyi ver.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
11
Q

übernehmen

A

Tamam. Bu fiil Bewerbung dili için ALTIN ama yanlış şişirilirse palavra olur. Aynı kilitli format.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 VERB

🔥 übernehmen

= üstlenmek / devralmak / almak
= to take over / to assume (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• Verb (nicht trennbar)
• ⭐ Akkusativ: etwas übernehmen
• Präteritum: übernahm
• Perfekt: hat übernommen

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Eine Aufgabe, Verantwortung oder Rolle aktiv an sich nehmen.

Türkçe:
Bir görev, sorumluluk veya rolü üstlenmek.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ Verantwortung übernehmen → sorumluluk üstlenmek
⭐ Aufgaben übernehmen → görev almak
⭐ eine Rolle übernehmen → rol üstlenmek
⭐ die Leitung übernehmen → yönetimi devralmak
• Kosten übernehmen → masrafları üstlenmek

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ sich um etwas kümmern → ilgilenmek
⭐ übernehmen ≈ annehmen → kabul etmek
• erledigen → yerine getirmek

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ ablehnen → reddetmek
⭐ abgeben → devretmek
• verweigern → geri çevirmek

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Ich habe zusätzliche Aufgaben übernommen.
(Ek görevler üstlendim.)

B2:
⭐ Während des Projekts habe ich Verantwortung übernommen.
(Proje sırasında sorumluluk aldım.)

7️⃣ Merktipp
• übernehmen = aktiv + sorumluluk
• Pasif işlerde zayıf durur

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ die Übernahme → devralma
• verantwortlich → sorumlu

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich habe viel übernommen → ne aldın? boş laf
• ✅ Ich habe Verantwortung für X übernommen
• Bewerbung’da somut nesne şart, yoksa süs kelime.

Net.
Devam.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
12
Q

verlosen

A

Tamam. Bu fiil dar alanlı ama net. Yanlış bağlamda kullanırsan direkt sırıtıyor. Aynı kilitli format.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 VERB

🔥 verlosen

= çekilişle dağıtmak / kura ile vermek
= to raffle / to give away by lottery (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• Verb (nicht trennbar)
• ⭐ Akkusativ: etwas verlosen
• Präteritum: verlos­te
• Perfekt: hat verlost

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Etwas durch eine Zufallsauswahl (Los, Ziehung) vergeben.

Türkçe:
Bir şeyi kura veya çekiliş yoluyla dağıtmak.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ Preise verlosen → ödülleri çekilişle vermek
⭐ Tickets verlosen → biletleri çekilişle dağıtmak
⭐ Gutscheine verlosen → hediye çekleri dağıtmak
⭐ unter den Teilnehmern verlosen → katılımcılar arasında çekmek
• etwas online verlosen → çevrim içi çekiliş yapmak

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ auslosen → kura ile seçmek
• verlosen ≈ verschenken → hediye etmek (ama kura yok)

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ verkaufen → satmak
⭐ behalten → elde tutmak
• zuteilen → paylaştırmak (planlı)

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Das Unternehmen verlost drei Preise.
(Şirket üç ödül çekilişle dağıtıyor.)

B2:
⭐ Unter allen Teilnehmern werden Konzertkarten verlost.
(Tüm katılımcılar arasında konser biletleri çekilecek.)

7️⃣ Merktipp
• verlosen = Zufall şart
• Rastgele yoksa kelime yanlış

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ die Verlosung → çekiliş
• das Los → kura

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Die Firma verlost Mitarbeiter → rezalet
• ❌ Ich habe ein Geschenk verlost (tek kişiye, kura yok) → yanlış
• ✅ Wir haben Preise unter den Kunden verlost.
• Bewerbung’da %99 gereksiz. Pazarlama / Event yoksa kullanma.

Bitti.
Sıradaki kelimeyi ver.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
13
Q

übernehmen

A

Tamam. Bu fiil Bewerbung dili için ALTIN ama yanlış şişirilirse palavra olur. Aynı kilitli format.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 VERB

🔥 übernehmen

= üstlenmek / devralmak / almak
= to take over / to assume (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• Verb (nicht trennbar)
• ⭐ Akkusativ: etwas übernehmen
• Präteritum: übernahm
• Perfekt: hat übernommen

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Eine Aufgabe, Verantwortung oder Rolle aktiv an sich nehmen.

Türkçe:
Bir görev, sorumluluk veya rolü üstlenmek.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ Verantwortung übernehmen → sorumluluk üstlenmek
⭐ Aufgaben übernehmen → görev almak
⭐ eine Rolle übernehmen → rol üstlenmek
⭐ die Leitung übernehmen → yönetimi devralmak
• Kosten übernehmen → masrafları üstlenmek

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ sich um etwas kümmern → ilgilenmek
⭐ übernehmen ≈ annehmen → kabul etmek
• erledigen → yerine getirmek

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ ablehnen → reddetmek
⭐ abgeben → devretmek
• verweigern → geri çevirmek

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Ich habe zusätzliche Aufgaben übernommen.
(Ek görevler üstlendim.)

B2:
⭐ Während des Projekts habe ich Verantwortung übernommen.
(Proje sırasında sorumluluk aldım.)

7️⃣ Merktipp
• übernehmen = aktiv + sorumluluk
• Pasif işlerde zayıf durur

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ die Übernahme → devralma
• verantwortlich → sorumlu

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich habe viel übernommen → ne aldın? boş laf
• ✅ Ich habe Verantwortung für X übernommen
• Bewerbung’da somut nesne şart, yoksa süs kelime.

Net.
Devam.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
14
Q

wirken

A

Tamam. Bu fiil sinsi. Doğrudan değil, algı üzerinden çalışır. Yanlış kullanırsan anlam kayar. Aynı kilitli format.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 VERB

🔥 wirken

= etki etmek / … gibi görünmek
= to have an effect / to seem (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• Verb (nicht trennbar)
• ⭐ intransitiv → nesne almaz
• ⭐ auf + Akkusativ → auf jdn. wirken
• Präteritum: wirkte
• Perfekt: hat gewirkt

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM – algısal)
Deutsch:
Einen bestimmten Eindruck auf andere machen.

Türkçe:
Başkalarında belli bir izlenim bırakmak, … gibi görünmek.

(YAN ANLAM – kausal)
Deutsch:
Eine Wirkung haben.

Türkçe:
Etkisi olmak.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ auf andere ruhig / sympathisch wirken → başkalarına sakin / sempatik görünmek
⭐ überzeugend wirken → ikna edici görünmek
⭐ professionell wirken → profesyonel durmak
⭐ negativ / positiv wirken → olumsuz / olumlu etki bırakmak
• beruhigend wirken → yatıştırıcı etki yapmak

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ erscheinen → görünmek
⭐ Eindruck machen → izlenim bırakmak
• beeinflussen → etkilemek (daha aktif)

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ abschreckend wirken → itici etki yapmak
⭐ gleichgültig wirken → ilgisiz görünmek
• keine Wirkung haben → etkisi olmamak

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Er wirkt sehr ruhig.
(Çok sakin görünüyor.)

B2:
⭐ Das Auftreten wirkt professionell.
(Duruş profesyonel duruyor.)

7️⃣ Merktipp
• wirken = algı
• Gerçekten öyle olup olmaması önemsiz

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ die Wirkung → etki
• wirkungsvoll → etkili

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich wirke gut im Team → bulanık
• ✅ Ich wirke zuverlässig und strukturiert (izlenim anlatıyorsan)
• Bewerbung’da görünüm dili için güçlü ama kanıtla desteklemezsen boş.

Net.
Devam.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
15
Q

sich wohlfühlen

A

Tamam. Bu ifade masum görünüyor ama yanlış yerde çocuk gibi durur. Aynı kilitli format, sınırlar net.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 VERB (reflexiv)

🔥 sich wohlfühlen

= kendini iyi hissetmek / rahat hissetmek
= to feel comfortable / to feel good (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• ⭐ Reflexiv: sich wohlfühlen
• ⭐ in / bei + Dativ → sich in / bei etwas wohlfühlen
• Präteritum: fühlte sich wohl
• Perfekt: hat sich wohlgefühlt

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Sich körperlich oder seelisch gut und entspannt fühlen.

Türkçe:
Kendini bedensel veya ruhsal olarak iyi ve rahat hissetmek.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ sich im Team wohlfühlen → ekipte kendini rahat hissetmek
⭐ sich am Arbeitsplatz wohlfühlen → iş yerinde kendini iyi hissetmek
⭐ sich in einer neuen Umgebung wohlfühlen → yeni ortamda rahat hissetmek
⭐ sich schnell / langsam wohlfühlen → çabuk / geç alışıp rahatlamak
• sich bei jemandem wohlfühlen → birinin yanında rahat hissetmek

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ sich gut fühlen → iyi hissetmek
⭐ sich wohlfühlen ≈ zufrieden sein → memnun olmak
• sich entspannen → rahatlamak

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ sich unwohl fühlen → rahatsız hissetmek
⭐ sich fremd fühlen → yabancı hissetmek
• sich gestresst fühlen → stresli hissetmek

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Ich fühle mich hier sehr wohl.
(Burada kendimi çok iyi hissediyorum.)

B2:
⭐ In einem strukturierten Team fühle ich mich besonders wohl.
(Düzenli bir ekipte kendimi özellikle rahat hissediyorum.)

7️⃣ Merktipp
• wohlfühlen = iç durum
• Dışarıdan ölçülemez, kanıt gerektirir

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ das Wohlbefinden → iyi olma hâli
• wohltuend → iyi gelen

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Bewerbung’da Ich fühle mich wohl → boş laf
• ✅ Ich fühle mich in klar strukturierten Arbeitsabläufen wohl
• Tek başına kullanırsan zayıf, bağlam vermezsen çöker.

Net.
Sıradaki kelimeyi gönder.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
16
Q

angemessen

A

Tamam. Bu kelime “güzel duruyor” diye rastgele atılmaz. Yanlış yerde kullanırsan içi boş kalır. Aynı kilitli format.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 ADJEKTIV

🔥 angemessen

= uygun / yerinde / makul
= appropriate / reasonable (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• Adjektiv (deklinierbar)
• ⭐ meist prädikativ oder attributiv
• Steigerung: angemessener – am angemessensten

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Zu einer Situation, Regel oder Erwartung passend.

Türkçe:
Bir duruma, kurala veya beklentiye uygun olan.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ angemessen reagieren → uygun tepki vermek
⭐ angemessenes Verhalten → yerinde davranış
⭐ eine angemessene Bezahlung → makul ücret
⭐ angemessener Umgang → uygun yaklaşım
• in angemessener Weise → uygun şekilde

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ passend → uygun
⭐ geeignet → elverişli
• verhältnismäßig → orantılı

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ unangemessen → uygunsuz
⭐ übertrieben → aşırı
• unpassend → yakışmayan

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Sein Verhalten war angemessen.
(Davranışı yerindeydi.)

B2:
⭐ Die Bezahlung ist der Leistung angemessen.
(Ücret, performansa uygun.)

7️⃣ Merktipp
• angemessen = bağlam şart
• Tek başına hiçbir şey söylemez

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ die Angemessenheit → uygunluk
• angemessen reagieren → yerinde tepki vermek

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich bin angemessen → anlamsız
• ❌ angemessen gut → yapay
• ✅ angemessenes Verhalten / angemessene Lösung
• Bewerbung’da nesnesiz kullanma, yoksa boş süs.

Bitti.
Devam et.

17
Q

geeignet (für)

A

Tamam. Bu ifade çok kullanılır ama yarısı yanlış. Aynı kilitli format, net sınırlar.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 ADJEKTIV + PRÄPOSITION

🔥 geeignet für

= için uygun / elverişli
= suitable for (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• ⭐ Adjektiv: geeignet
• ⭐ für + Akkusativ → geeignet für etwas
• Steigerung: geeigneter – am geeignetsten

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Für einen bestimmten Zweck oder Einsatz passend.

Türkçe:
Belirli bir amaç veya kullanım için uygun.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ geeignet für die Ausbildung → eğitim için uygun
⭐ geeignet für Anfänger → yeni başlayanlar için uygun
⭐ für diese Aufgabe geeignet → bu görev için uygun
⭐ besonders gut geeignet → özellikle uygun
• nicht geeignet für Kinder → çocuklar için uygun değil

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ passend für → uygun
⭐ tauglich für → elverişli
• verwendbar für → kullanılabilir

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ ungeeignet für → uygun olmayan
⭐ untauglich → elverişsiz
• unpassend → yakışmayan

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Dieses Programm ist für Anfänger geeignet.
(Bu program yeni başlayanlar için uygun.)

B2:
⭐ Aufgrund meiner Erfahrung bin ich für diese Position geeignet.
(Deneyimim sayesinde bu pozisyon için uygunum.)

7️⃣ Merktipp
• geeignet = objektif uygunluk
• Kişisel his değil, kriter ister

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ die Eignung → uygunluk
• geeignet sein → uygun olmak

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich fühle mich geeignet → duygu değil
• ❌ geeignet zu → yanlış edat
• ✅ geeignet für + Akkusativ
• Bewerbung’da kanıt şart, yoksa iddia.

Net.
Sıradaki kelimeyi ver.

18
Q

gefühlvoll

A

Tamam. Bu sıfat duygusal ama tehlikeli. Yanlış yerde “kontrolsüz” algısı yaratır. Aynı kilitli format.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 ADJEKTIV

🔥 gefühlvoll

= duygulu / hassas / içten
= emotional / sensitive / heartfelt (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• Adjektiv (deklinierbar)
• Steigerung: gefühlvoller – am gefühlvollsten

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Stark von Gefühlen geprägt; emotional feinfühlig.

Türkçe:
Duyguları güçlü olan, hassas ve içten.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ gefühlvolle Musik → duygulu müzik
⭐ eine gefühlvolle Reaktion → duygulu bir tepki
⭐ gefühlvoll sprechen → duygulu konuşmak
⭐ gefühlvoller Umgang → hassas yaklaşım
• gefühlvoll reagieren → duygusal tepki vermek

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ emotional → duygusal
⭐ sensibel → hassas
• einfühlsam → empatik

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ gefühllos → duygusuz
⭐ sachlich → nesnel
• kühl → soğuk

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Die Musik ist sehr gefühlvoll.
(Müzik çok duygulu.)

B2:
⭐ Er reagierte gefühlvoll auf die Situation.
(Duruma duygulu bir şekilde tepki verdi.)

7️⃣ Merktipp
• gefühlvoll = duygu var
• Ama kontrol yok anlamına da kayabilir

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ das Gefühl → duygu
• gefühlsbetont → duygusal ağırlıklı

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Bewerbung’da Ich bin gefühlvoll → zayıf ve riskli
• ✅ Ich gehe sensibel und respektvoll mit Menschen um
• gefühlvoll, sanat ve kişisel bağlamda güçlü; iş dilinde dikkatli kullan.

Net.
Devam et.e

19
Q

geizig

A

Tamam. Bu sıfat net, sert ve negatif. Yanlış bağlamda kendini yakarsın. Aynı kilitli format.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 ADJEKTIV

🔥 geizig

= cimri
= stingy / miserly (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• Adjektiv (deklinierbar)
• Steigerung: geiziger – am geizigsten

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Unwillig, Geld oder Ressourcen zu teilen oder auszugeben.

Türkçe:
Para veya kaynak harcamaya isteksiz olan, cimri.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ geizig mit Geld sein → paraya karşı cimri olmak
⭐ geizig reagieren → cimri davranmak
⭐ jemand ist geizig → biri cimri
⭐ geiziges Verhalten → cimri davranış
• geizig mit Lob sein → övgüde cimri olmak

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ knauserig → pinti
⭐ sparsam (kontextuell) → tutumlu (aynı şey değil)
• kleinlich → ufak hesapçı

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ großzügig → cömert
⭐ freigiebig → eli açık
• spendabel → harcamayı seven

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Er ist sehr geizig.
(O çok cimri.)

B2:
⭐ Er ist geizig mit Komplimenten.
(İltifatta cimri.)

7️⃣ Merktipp
• geizig ≠ sparsam
• geizig = negatif yargı

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ der Geiz → cimrilik
• geizen → cimrilik etmek

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich bin geizig mit Geld (Bewerbung) → kendini bitirdin
• ✅ Ich gehe verantwortungsvoll mit Ressourcen um
• geizig, tanımlama için var; kendini anlatmak için değil.

Bitti.
Sıradaki kelimeyi gönder.

20
Q

kollegial

A

Güzel kelime seçimi. Pozitif, ama içi boş yazılırsa tırt. Aynı kilitli format, net sınırlarla.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 ADJEKTIV

🔥 kollegial

= meslektaşça / iş arkadaşlarına yakışır
= collegial / professional towards colleagues (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• Adjektiv (deklinierbar)
• Steigerung: kollegialer – am kollegialsten (nadiren kullanılır)

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Fair, hilfsbereit und respektvoll im Umgang mit Kolleginnen und Kollegen.

Türkçe:
İş arkadaşlarına karşı adil, yardımcı ve saygılı davranan.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ kollegialer Umgang → meslektaşça iletişim
⭐ kollegial zusammenarbeiten → uyumlu çalışmak
⭐ kollegiales Verhalten → meslektaşça davranış
• ein kollegiales Arbeitsklima → olumlu iş ortamı

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ teamfähig → ekip çalışmasına uygun
⭐ kooperativ → işbirlikçi
• fair → adil

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ unkollegial → meslektaşça olmayan
⭐ egoistisch → bencil
• konkurrenzorientiert (negatif bağlamda) → aşırı rekabetçi

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Er verhält sich kollegial.
(O meslektaşça davranıyor.)

B2:
⭐ Ich lege großen Wert auf einen kollegialen Umgang im Team.
(Ekip içinde meslektaşça iletişime önem veririm.)

7️⃣ Merktipp
• kollegial = iş ortamı kelimesi
• Sosyal hayatta kullanırsan yapay durur.

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ die Kollegialität → meslektaşlık anlayışı
• der Kollege / die Kollegin → iş arkadaşı

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich bin sehr kollegial → boş laf
• ✅ Ich arbeite kollegial im Team / Ich fördere einen kollegialen Umgang
• Davranışla desteklemezsen CV süsü olur.

Net.
Devam.

21
Q

launisch

A

İşte tehlikeli bir sıfat. Doğru analiz etmezsen ya kendini gömersin ya da başkasını gereksiz sert etiketlersin. Aynı kilitli format, keskin sınırlarla.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 ADJEKTIV

🔥 launisch

= huysuz / değişken ruh hâlli
= moody / temperamental (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• Adjektiv (deklinierbar)
• Steigerung: launischer – am launischsten

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Stark schwankend in der Stimmung; schnell gut oder schlecht gelaunt.

Türkçe:
Ruh hâli sık değişen, çabuk keyfi kaçan.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ launisch sein → huysuz olmak
⭐ launisch reagieren → değişken tepki vermek
⭐ launisches Verhalten → tutarsız ruh hâli
• launische Stimmung → değişken ruh hâli

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ wechselhaft → değişken
⭐ reizbar → çabuk sinirlenen
• unbeständig → istikrarsız (duygusal bağlamda)

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ ausgeglichen → dengeli
⭐ gelassen → sakin
• stabil → istikrarlı

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Er ist oft launisch.
(O sık sık huysuz.)

B2:
⭐ Sie reagiert manchmal launisch, wenn sie unter Stress steht.
(Stres altındayken bazen huysuz tepki veriyor.)

7️⃣ Merktipp
• launisch = süreklilik
• Bir anlık sinir için kullanma.

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ die Laune → ruh hâli
• Launenschwankungen → ruh hâli dalgalanmaları

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich bin manchmal launisch (Bewerbung) → kendini eledin
• ✅ Ich bleibe auch unter Stress ausgeglichen
• launisch, analiz için var; öz tanıtım için değil.

Bu da netleşti.
Sıradaki kelimeyi gönder.

22
Q

lebendig

A

Bu kelime pozitif gibi durur ama kontrolsüz kullanılırsa çocukça algı yaratır. Doğru yerde güçlü, yanlış yerde amatör. Aynı kilitli format.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 ADJEKTIV

🔥 lebendig

= canlı / hayat dolu
= lively / vivid (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• Adjektiv (deklinierbar)
• Steigerung: lebendiger – am lebendigsten

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Voll Energie, Bewegung oder Ausdruck; nicht ruhig oder leblos.

Türkçe:
Enerjik, hareketli, canlı.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ eine lebendige Atmosphäre → canlı atmosfer
⭐ lebendig wirken → canlı görünmek
⭐ lebendige Diskussion → hararetli/canlı tartışma
• eine lebendige Stadt → canlı şehir

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ lebhaft → hareketli
⭐ aktiv → aktif
• dynamisch → dinamik

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ ruhig → sakin
⭐ leblos → cansız
• passiv → pasif

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Die Stadt ist sehr lebendig.
(Şehir çok canlı.)

B2:
⭐ Die Diskussion war lebendig und konstruktiv.
(Tartışma canlı ve yapıcıydı.)

7️⃣ Merktipp
• lebendig = ortam / süreç / etki
• İnsan için kullanılır ama tek başına kişilik etiketi gibi yazılmaz.

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ das Leben → hayat
• Lebendigkeit → canlılık

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Ich bin eine lebendige Person → yapay, çocukça
• ✅ Ich bringe eine lebendige, engagierte Arbeitsweise mit
• Bewerbung’da destek fiili olmadan kullanma.

Net.
Devam et.

23
Q

sparsam

A

Tamam. Bu sıfatın görünüşü pozitif ama yanlış bağlamda geizig gibi anlaşılabilir. Aynı kilitli format.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 ADJEKTIV

🔥 sparsam

= tutumlu / idareli
= economical / thrifty (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• Adjektiv (deklinierbar)
• Steigerung: sparsamer – am sparsamsten

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Ressourcen, Geld oder Zeit effizient und bedacht einsetzen.

Türkçe:
Kaynakları, parayı veya zamanı verimli ve düşünerek kullanmak.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ sparsam mit Geld umgehen → parayı tutumlu kullanmak
⭐ sparsam leben → tutumlu yaşamak
⭐ sparsam planen → planlamayı idareli yapmak
• sparsame Nutzung von Ressourcen → kaynakların tasarruflu kullanımı

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ wirtschaftlich → ekonomik / verimli
⭐ bedacht → düşünceli, ölçülü
• rationell → akılcı, verimli

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ verschwenderisch → savurgan
⭐ freigiebig → eli açık
• maßlos → ölçüsüz

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Er lebt sehr sparsam.
(O çok tutumlu yaşıyor.)

B2:
⭐ Wir planen die Ressourcen sparsam und effizient.
(Kaynakları tutumlu ve verimli planlıyoruz.)

7️⃣ Merktipp
• sparsam ≠ geizig
• Geizig = negatif, sparsam = planlı ve kontrollü

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ die Sparsamkeit → tutumluluk
• sparsam wirtschaften → tutumlu kullanmak

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Bewerbung’da Ich bin sparsam → boş / yanlış izlenim
• ✅ Ich nutze Ressourcen sparsam und effizient
• sparsam, davranış ve süreç için güçlü; kişisel etiket olarak riskli.

Sıradaki kelimeyi ver.

24
Q

schüchtern

A

Tamam. Bu sıfat tehlikeli, yanlış yerde kullanılırsa zayıf karakter izlenimi verir. Aynı kilitli format, net sınırlarla.

🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ

🔵 ADJEKTIV

🔥 schüchtern

= utangaç / çekingen
= shy / timid (ENG)

1️⃣ Wortart & Grammatik
• Adjektiv (deklinierbar)
• Steigerung: schüchterner – am schüchternsten

2️⃣ Bedeutungen

⭐ (ANA ANLAM)
Deutsch:
Unsicher, zurückhaltend oder scheu im Umgang mit anderen.

Türkçe:
Başkalarıyla iletişimde çekingen, kendine güveni az.

3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar

⭐ schüchtern sein → utangaç olmak
⭐ ein schüchternes Lächeln → çekingen gülümseme
⭐ schüchtern reagieren → çekingen tepki vermek
• schüchtern auftreten → çekingen görünmek

4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla)

⭐ zurückhaltend → çekingen / mesafeli
⭐ scheu → ürkek
• timid → utangaç (resmî bağlam)

5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla)

⭐ selbstbewusst → kendine güvenen
⭐ offen → açık / girişken
• kontaktfreudig → iletişimci

6️⃣ Beispielsätze

B1:
Das Kind ist schüchtern.
(Çocuk utangaç.)

B2:
⭐ Sie wirkt anfangs schüchtern, aber dann sehr engagiert.
(İlk başta utangaç görünüyor, ama sonra çok aktif/girişken.)

7️⃣ Merktipp
• schüchtern = karakter niteliği
• İş ortamında pozitif bağlamla sunmazsan zayıf.

8️⃣ Verwandte Wörter

⭐ die Schüchternheit → utangaçlık
• schüchtern auftreten → çekingen görünmek

🔍 ACIMASIZ NOT
• ❌ Bewerbung’da Ich bin schüchtern → direkt eksik
• ✅ Ich kann auch in neuen Teams sicher und strukturiert arbeiten
• schüchtern, analiz veya hikâye için var; CV’de kanıtla sun.

Sıradaki kelimeyi gönder.

25
temperamentvoll
Tamam. Pozitif ama yanlış yerde yersiz enerji verir. Aynı kilitli format, net sınırlarla. ⸻ 🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ 🔵 ADJEKTIV 🔥 temperamentvoll = enerjik / coşkulu / tutkulu = spirited / full of temperament (ENG) ⸻ 1️⃣ Wortart & Grammatik • Adjektiv (deklinierbar) • Steigerung: temperamentvoller – am temperamentvollsten ⸻ 2️⃣ Bedeutungen ⭐ (ANA ANLAM) Deutsch: Mit starker, lebendiger Persönlichkeit oder Ausdruckskraft. Türkçe: Güçlü, canlı kişilik veya ifade gücü olan. ⸻ 3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar ⭐ temperamentvolle Persönlichkeit → enerjik kişilik ⭐ temperamentvoll auftreten → coşkulu / güçlü görünmek ⭐ temperamentvolles Spiel → tutkulu oyun / performans • temperamentvolle Rede → etkileyici konuşma ⸻ 4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla) ⭐ lebhaft → canlı ⭐ energisch → enerjik • ausdrucksstark → etkili / güçlü ifade ⸻ 5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla) ⭐ ruhig → sakin ⭐ passiv → pasif • zurückhaltend → çekingen / ölçülü ⸻ 6️⃣ Beispielsätze B1: Sie ist sehr temperamentvoll. (O çok enerjik.) B2: ⭐ In Präsentationen trete ich temperamentvoll auf. (Sunumlarda coşkulu / güçlü bir şekilde görünürüm.) ⸻ 7️⃣ Merktipp • temperamentvoll = güçlü enerji + karakter • İş ortamında kanıtla sunmazsan yapay durur. ⸻ 8️⃣ Verwandte Wörter ⭐ das Temperament → karakter / enerji • temperamentvoll handeln → enerjik davranmak ⸻ 🔍 ACIMASIZ NOT • ❌ Ich bin temperamentvoll (Bewerbung) → direkt yapay • ✅ Ich bringe temperamentvolle, motivierte Energie in das Team ein • temperamentvoll, davranışla ve bağlamla desteklenmeli. ⸻ Sıradaki kelimeyi ver.
26
unbefristet
Tamam. Bu kelime özlü ama kritik; yanlış yerde kullanılırsa boş bir laf olur. Kilitli formatla. ⸻ 🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ 🔵 ADJEKTIV / ADVERB 🔥 unbefristet = süresiz / süre sınırlaması olmayan = indefinite / permanent (ENG) ⸻ 1️⃣ Wortart & Grammatik • Adjektiv / Adverb • Steigerung: yok • Wird oft in Verträgen, Arbeitsverhältnissen oder Mitgliedschaften verwendet. ⸻ 2️⃣ Bedeutungen ⭐ (ANA ANLAM) Deutsch: Ohne zeitliche Begrenzung; dauerhaft gültig. Türkçe: Zaman sınırlaması olmayan, sürekli geçerli. ⸻ 3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar ⭐ unbefristeter Vertrag → süresiz sözleşme ⭐ unbefristete Anstellung → süresiz iş pozisyonu ⭐ unbefristetes Arbeitsverhältnis → süresiz çalışma ilişkisi • unbefristet gültig → süresiz geçerli ⸻ 4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla) ⭐ dauerhaft → kalıcı ⭐ permanent → sürekli • zeitlich unbegrenzt → zaman sınırsız ⸻ 5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla) ⭐ befristet → süreli / sınırlı ⭐ temporär → geçici • zeitlich begrenzt → zaman sınırlı ⸻ 6️⃣ Beispielsätze B1: Der Vertrag ist unbefristet. (Sözleşme süresizdir.) B2: ⭐ Ich suche eine unbefristete Anstellung in einem motivierten Team. (Motivasyonu yüksek bir ekiple süresiz bir pozisyon arıyorum.) ⸻ 7️⃣ Merktipp • unbefristet = güvence + süre • İş ve resmi bağlamda güçlü; günlük dilde nadiren kullanılır. ⸻ 8️⃣ Verwandte Wörter ⭐ die Unbefristung → süresizlik • unbefristet arbeiten → süresiz çalışmak ⸻ 🔍 ACIMASIZ NOT • ❌ Ich möchte unbefristet sein → anlamsız • ✅ Ich suche eine unbefristete Anstellung • unbefristet, iş ve resmi bağlamla desteklenmeli. ⸻ Sıradaki kelimeyi ver.
27
unternehmungslustig
Tamam. Bu sıfat pozitif ama aşırı yazılırsa çocuksu veya abartılı algılanır. Kilitli formatla. ⸻ 🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ 🔵 ADJEKTIV 🔥 unternehmungslustig = girişken / maceracı / etkinlikten hoşlanan = adventurous / proactive / eager to take initiative (ENG) ⸻ 1️⃣ Wortart & Grammatik • Adjektiv (deklinierbar) • Steigerung: unternehmungslustiger – am unternehmungslustigsten ⸻ 2️⃣ Bedeutungen ⭐ (ANA ANLAM) Deutsch: Freude daran haben, aktiv zu werden, Neues zu unternehmen oder Initiative zu zeigen. Türkçe: Yeni şeyler yapmak, aktif olmak ve inisiyatif göstermekten hoşlanan. ⸻ 3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar ⭐ unternehmungslustige Person → girişken / aktif kişi ⭐ unternehmungslustig sein → aktif ve girişken olmak ⭐ unternehmungslustige Aktivitäten → aktif / macera dolu etkinlikler • unternehmungslustiges Team → girişken ve aktif ekip ⸻ 4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla) ⭐ aktiv → aktif ⭐ tatkräftig → enerjik / inisiyatifli • abenteuerlustig → maceracı ⸻ 5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla) ⭐ zurückhaltend → çekingen / pasif ⭐ passiv → pasif • langweilig / uninteressiert → ilgisiz ⸻ 6️⃣ Beispielsätze B1: Er ist sehr unternehmungslustig. (O çok girişken / aktif.) B2: ⭐ In Projekten arbeite ich unternehmungslustig und eigeninitiativ. (Proje çalışmalarında girişken ve inisiyatif sahibiyim.) ⸻ 7️⃣ Merktipp • unternehmungslustig = eylem ve enerji • Dikkat: kişisel süs olarak tek başına yazmak yapay durur. ⸻ 8️⃣ Verwandte Wörter ⭐ die Unternehmungslust → girişkenlik / eyleme heves • unternehmungslustig auftreten → girişken görünmek ⸻ 🔍 ACIMASIZ NOT • ❌ Ich bin unternehmungslustig (tek başına, CV’de) → yapay • ✅ Ich bringe unternehmungslustige Initiative in Projekte ein • unternehmungslustig, davranış ve bağlamla desteklenmeli. ⸻ Sıradaki kelimeyi gönder.
28
vergesslich
Tamam. Bu sıfat negatif, CV’de direkt kullanmak intihar gibi olur. Kilitli formatla, acımasız not dahil. ⸻ 🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ 🔵 ADJEKTIV 🔥 vergesslich = unutkan = forgetful (ENG) ⸻ 1️⃣ Wortart & Grammatik • Adjektiv (deklinierbar) • Steigerung: vergesslicher – am vergesslichsten ⸻ 2️⃣ Bedeutungen ⭐ (ANA ANLAM) Deutsch: Neigt dazu, Dinge oder Termine leicht zu vergessen. Türkçe: Şeyleri veya randevuları kolayca unutma eğilimi olan. ⸻ 3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar ⭐ vergesslich sein → unutkan olmak ⭐ eine vergessliche Person → unutkan kişi • vergesslich reagieren → unutkan şekilde tepki vermek ⸻ 4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla) ⭐ unaufmerksam → dikkatsiz ⭐ zerstreut → dalgın • nachlässig → ihmale açık ⸻ 5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla) ⭐ aufmerksam → dikkatli ⭐ zuverlässig → güvenilir • konzentriert → odaklı ⸻ 6️⃣ Beispielsätze B1: Er ist manchmal vergesslich. (O bazen unutkandır.) B2: ⭐ Vergesslichkeit kann im Arbeitsalltag problematisch sein. (Unutkanlık iş hayatında sorun yaratabilir.) ⸻ 7️⃣ Merktipp • vergesslich = negatif karakter özelliği • Asla CV’de tek başına kullanma. ⸻ 8️⃣ Verwandte Wörter ⭐ das Vergessen → unutma • vergesslich werden → unutkanlaşmak ⸻ 🔍 ACIMASIZ NOT • ❌ Ich bin vergesslich (Bewerbung) → kendini gömüyorsun • ✅ Ich arbeite strukturiert und achte auf Details • vergesslich, analiz veya hikâye için var; kendini tanıtmak için katı yasak. ⸻ Sıradaki kelimeyi ver.
29
verpflichtet (zu)
Tamam. Bu kalıp resmî ve bağlamlı; yanlış yerde kullanılırsa yapay durur. Kilitli formatla. ⸻ 🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ 🔵 VERB + ADJEKTIV/PRÄPOSITIONALPHRASE 🔥 verpflichtet zu = yükümlü / sorumlu / görevli = obliged / committed to (ENG) ⸻ 1️⃣ Wortart & Grammatik • Verb + Präposition zu + Dativ/Infinitiv • Perfekt: hat verpflichtet ⸻ 2️⃣ Bedeutungen ⭐ (ANA ANLAM) Deutsch: Eine Pflicht oder Verantwortung haben, etwas zu tun. Türkçe: Bir şeyi yapmakla yükümlü veya sorumlu olmak. ⸻ 3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar ⭐ zu Zahlungen verpflichtet sein → ödeme yapmakla yükümlü olmak ⭐ zu Geheimhaltung verpflichtet sein → gizliliği sağlamakla yükümlü olmak ⭐ sich vertraglich zu etwas verpflichten → sözleşme ile bir şeye bağlanmak • moralisch verpflichtet → ahlaki olarak sorumlu ⸻ 4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla) ⭐ gebunden → bağlı ⭐ verantwortlich → sorumlu • sich binden → yükümlü hale gelmek ⸻ 5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla) ⭐ frei → serbest ⭐ ungebunden → bağsız • unverpflichtet → yükümlü olmayan ⸻ 6️⃣ Beispielsätze B1: Er ist zur Zahlung verpflichtet. (O ödeme yapmakla yükümlüdür.) B2: ⭐ Ich fühle mich verpflichtet, mein Wissen zu teilen. (Bilgimi paylaşmakla yükümlü hissediyorum.) ⸻ 7️⃣ Merktipp • verpflichtet zu = yükümlülük / sorumluluk • Günlük konuşmada tek başına kullanmak yapay olur. ⸻ 8️⃣ Verwandte Wörter ⭐ die Verpflichtung → yükümlülük • verpflichten → zorunlu kılmak / yükümlü etmek ⸻ 🔍 ACIMASIZ NOT • ❌ Ich bin verpflichtet zu arbeiten → yapay ve boş • ✅ Ich bin verpflichtet, Projektberichte fristgerecht einzureichen • verpflichtet zu, bağlam ve somut örnekle güçlü olur. ⸻ Sıradaki kelimeyi ver.
30
vollständig
Tamam. Bu sıfat güçlü ama bağlamsız kullanılırsa boş laf olur. Kilitli formatla. ⸻ 🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ 🔵 ADJEKTIV / ADVERB 🔥 vollständig = tam / eksiksiz / bütünüyle = complete / full / entire (ENG) ⸻ 1️⃣ Wortart & Grammatik • Adjektiv / Adverb • Steigerung: vollständiger – am vollständigsten ⸻ 2️⃣ Bedeutungen ⭐ (ANA ANLAM) Deutsch: Ganz, ohne fehlende Teile oder Aspekte; komplett. Türkçe: Eksiksiz, tüm parçaları veya yönleri ile; tam. ⸻ 3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar ⭐ vollständige Unterlagen → eksiksiz belgeler ⭐ einen vollständigen Bericht erstellen → eksiksiz rapor hazırlamak ⭐ vollständig ausgefüllt → eksiksiz doldurulmuş • ein vollständiges Verständnis → tam anlayış ⸻ 4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla) ⭐ komplett → tam / eksiksiz ⭐ lückenlos → boşluksuz / eksiksiz • ganz → bütün ⸻ 5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla) ⭐ unvollständig → eksik ⭐ teilweise → kısmi • fragmentarisch → parçalı ⸻ 6️⃣ Beispielsätze B1: Die Unterlagen sind vollständig. (Belgeler eksiksiz.) B2: ⭐ Ich habe die Bewerbung vollständig eingereicht. (Başvuruyu eksiksiz olarak teslim ettim.) ⸻ 7️⃣ Merktipp • vollständig = somut ve ölçülebilir eksiklik yok • CV veya başvuruda destekle kullanılmalı, tek başına boş olur. ⸻ 8️⃣ Verwandte Wörter ⭐ die Vollständigkeit → eksiksizlik • vollständig ausfüllen → eksiksiz doldurmak ⸻ 🔍 ACIMASIZ NOT • ❌ Ich bin vollständig → anlamsız ve yapay • ✅ Ich habe die Unterlagen vollständig eingereicht • vollständig, belge ve süreç bağlamında güçlü. ⸻ Sıradaki kelimeyi ver.
31
zurückhaltend
Tamam. Bu sıfat doğru bağlamda güçlü, yanlış bağlamda zayıf ve pasif algılanabilir. Kilitli formatla. ⸻ 🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ 🔵 ADJEKTIV 🔥 zurückhaltend = çekingen / ölçülü / temkinli = reserved / cautious / discreet (ENG) ⸻ 1️⃣ Wortart & Grammatik • Adjektiv (deklinierbar) • Steigerung: zurückhaltender – am zurückhaltendsten ⸻ 2️⃣ Bedeutungen ⭐ (ANA ANLAM) Deutsch: Nicht auffällig, vorsichtig im Auftreten oder Verhalten; eher still oder bedacht. Türkçe: Göze batmayan, davranışlarında temkinli veya ölçülü; daha sessiz veya dikkatli. ⸻ 3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar ⭐ zurückhaltende Person → çekingen / ölçülü kişi ⭐ zurückhaltend reagieren → temkinli tepki vermek ⭐ sich zurückhaltend äußern → ölçülü konuşmak • zurückhaltendes Verhalten → temkinli davranış ⸻ 4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla) ⭐ vorsichtig → dikkatli ⭐ diskret → ölçülü, saygılı • reserviert → mesafeli / çekingen ⸻ 5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla) ⭐ offen → açık / girişken ⭐ temperamentvoll → enerjik / canlı • kontaktfreudig → sosyal / girişken ⸻ 6️⃣ Beispielsätze B1: Sie ist eher zurückhaltend. (O daha çok çekingen.) B2: ⭐ In Besprechungen äußere ich mich zurückhaltend, bis alle Informationen vorliegen. (Toplantılarda tüm bilgiler gelene kadar ölçülü konuşurum.) ⸻ 7️⃣ Merktipp • zurückhaltend = temkinli + ölçülü davranış • CV’de tek başına yazmak yapay olur; davranışla destekle. ⸻ 8️⃣ Verwandte Wörter ⭐ die Zurückhaltung → temkinlilik • zurückhaltend auftreten → ölçülü ve temkinli görünmek ⸻ 🔍 ACIMASIZ NOT • ❌ Ich bin zurückhaltend (Bewerbung) → zayıf ve pasif algılanır • ✅ Ich trete in Meetings zurückhaltend, aber sachlich auf • zurückhaltend, bağlam ve somut örnekle güçlü. ⸻ Sıradaki kelimeyi ver.
32
zurückhalten
Tamam, şimdi anladım. Kilitli formatla, präteritum kısmını tek satırda anlamıyla vereceğim, diğer her şey normal fiil açıklaması gibi olacak. İşte örnek: ⸻ 🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ 🔵 VERB 🔥 zurückhalten = tutmak / geri tutmak / saklamak = to hold back / restrain / withhold (ENG) ⸻ 1️⃣ Wortart & Grammatik • Trennbares Verb (ayrılabilir) → ich halte zurück, du hältst zurück • Präteritum: hielt zurück → geri tuttu / sakladı • Perfekt: hat zurückgehalten • Akkusativ: etwas zurückhalten ⸻ 2️⃣ Bedeutungen ⭐ (ANA ANLAM) Deutsch: Etwas physisch, emotional oder metaphorisch zurückhalten; nicht vollständig freigeben. Türkçe: Bir şeyi fiziksel, duygusal veya mecazi olarak geri tutmak; tamamen serbest bırakmamak. ⸻ 3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar ⭐ Tränen zurückhalten → gözyaşlarını tutmak ⭐ Informationen zurückhalten → bilgileri saklamak ⭐ Kritik zurückhalten → eleştiriyi geri tutmak • sich zurückhalten → ölçülü davranmak / temkinli olmak ⸻ 4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla) ⭐ hemmen → engellemek / durdurmak • aufhalten → durdurmak / engellemek ⸻ 5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla) ⭐ freigeben → serbest bırakmak • ausdrücken → ifade etmek ⸻ 6️⃣ Beispielsätze B1: Sie hält ihre Tränen zurück. (Gözyaşlarını tutuyor.) B2: ⭐ Er hat wichtige Informationen zurückgehalten. (Önemli bilgileri sakladı.) ⸻ 7️⃣ Merktipp • zurückhalten = aktif eylem • zurückhaltend = karakter / sıfat • Karıştırma: biri fiil, diğeri kişilik niteliği. ⸻ 8️⃣ Verwandte Wörter ⭐ das Zurückhalten → geri tutma / saklama • sich zurückhalten → ölçülü davranmak ⸻ 🔍 ACIMASIZ NOT • ❌ Ich bin zurückhalten → tamamen yanlış • ✅ Ich halte Informationen zurück, bis nötig • fiil ve sıfatı karıştırma; anlamları farklı. ⸻ İster misin bir sonraki kelimeyi de aynı şekilde yapalım?
33
bisher
Tamam. Kilitli formatla, acımasız not dahil: ⸻ 🔒 STANDART WORTSCHATZ KARTI – KİLİTLİ 🔵 ADVERB 🔥 bisher = şimdiye kadar / bugüne dek / şu ana kadar = so far / until now / up to now (ENG) ⸻ 1️⃣ Wortart & Grammatik • Adverb • Zeitangabe: bezieht sich auf die Vergangenheit bis zum aktuellen Zeitpunkt ⸻ 2️⃣ Bedeutungen ⭐ (ANA ANLAM) Deutsch: Bis zum gegenwärtigen Zeitpunkt; bisherige Entwicklung oder Zustand. Türkçe: Şu ana kadar; geçmişten günümüze kadar olan durum veya gelişim. ⸻ 3️⃣ Typische Kollokationen / Kalıplar ⭐ bisherige Erfahrungen → şimdiye kadar edinilen deneyimler ⭐ bisherige Projekte → bugüne kadar yürütülen projeler ⭐ bisher erfolgreich → şimdiye kadar başarılı ⸻ 4️⃣ Synonyme (anlamlarıyla) ⭐ bislang → şimdiye kadar ⭐ bisher noch → henüz şimdiye kadar ⸻ 5️⃣ Antonyme (kontextuell + anlamlarıyla) ⭐ künftig → gelecekte • ab jetzt → bundan sonra ⸻ 6️⃣ Beispielsätze B1: Bisher habe ich nur positive Rückmeldungen bekommen. (Şimdiye kadar sadece olumlu geri bildirim aldım.) B2: ⭐ Bisher konnten wir alle Ziele erreichen. (Şimdiye kadar tüm hedeflere ulaşabildik.) ⸻ 7️⃣ Merktipp • bisher = geçmişten şimdiye kadar • CV veya motivasyon yazısında güçlü ama bağlamla desteklenmeli. ⸻ 8️⃣ Verwandte Wörter ⭐ die bisherige Erfahrung → şimdiye kadar olan deneyim • bisherig → önceki, mevcut ⸻ 🔍 ACIMASIZ NOT • ❌ Ich bin bisher → anlamsız • ✅ Bisher habe ich Erfahrung in diesem Bereich gesammelt • bisher, mutlaka zaman bağlamıyla kullan. ⸻ Sıradaki kelimeyi gönder.