Prepositions Flashcards

(101 cards)

1
Q

içinden geçmek, nüfuz etmek

Açıklama: Bir şeyin içinden geçmek veya kısa süreliğine bir yerden geçmek.

Cümle: The train — the tunnel.
(Tren tünelden geçti.)
Mini test:
→ “Bir tünelden geçmek” fiili nedir?
✅ —– ——

A

pass through (v)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
2
Q

keşfetmek, öğrenmek

Açıklama: Daha önce bilinmeyen bir şeyi öğrenmek veya farkına varmak.

Cümle: He ——— the reason for her absence.
(Onun yokluğunun nedenini öğrendi.)

Mini test:
→ “Gerçeği keşfetmek” anlamına gelen ifade nedir?
✅ —– —-

A

find out (v)

Cevap found out

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
3
Q

katılmak

Açıklama: Bir etkinliğe veya organizasyona aktif olarak dahil olmak.

Cümle: Many volunteers ——— the clean-up project.
(Birçok gönüllü temizlik projesine katıldı.)

Mini test:
→ “Bir yarışmaya katılmak” = ?
✅ ——— a competition

A

take part in (v)
Cevap took part in

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
4
Q

zararsız

Açıklama: Tehlike oluşturmayan, kimseye ya da hiçbir şeye zarar vermeyen.

Cümle: Most spiders are ——— to humans.
(Çoğu örümcek insanlar için zararsızdır.)
Mini test:
→ “Zararsız bir hata” İngilizcede nasıl söylenir?
✅ ——— mistake

A

harmless (adj)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
5
Q

mesele, konu, sorun

Açıklama: Tartışılan veya çözülmesi gereken bir durum ya da problem.

Cümle: Climate change is a serious global ———.
(İklim değişikliği ciddi bir küresel sorundur.)

Mini test:
→ “Sağlık sorunları” İngilizcede nasıl söylenir?
✅ health ———

A

issue (n)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
6
Q

patlama

Açıklama: Genellikle bir volkanın, duygunun veya hastalığın aniden ortaya çıkması.

Cümle: The volcano’s ——— destroyed nearby villages.
(Volkanın patlaması yakındaki köyleri yok etti.)
Mini test:
→ “Volkan patlaması” İngilizcede nasıl söylenir?
✅ volcanic ———

A

eruption (n)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
7
Q

iyileşmek, toparlanmak
Açıklama: Hastalık, kayıp, şok veya zor bir durumdan sonra eski hâline dönmek ya da yeniden güç kazanmak.

Cümle: She ——— quickly after the operation.
(Ameliyattan sonra hızla iyileşti.)

Mini test:
→ “Hastalıktan iyileşmek” İngilizcede nasıl söylenir?
✅ ——— from an illness

A

recover (v)
Cevap recovered

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
8
Q

dikkat çekecek şekilde, olağanüstü derecede

Açıklama: Beklenmedik biçimde iyi, güçlü veya belirgin bir durumu vurgulamak için kullanılır.

Cümle: The patient recovered ——— fast.
(Hasta olağanüstü derecede hızlı iyileşti.)

Mini test:
→ “Olağanüstü derecede güzel” İngilizcede nasıl söylenir?
✅ ——— beautiful

A

remarkably (adv)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
9
Q

aday

Açıklama: Bir işe, göreve, sınava veya seçim sürecine katılan kişi.

Cümle: Each ——— must complete an interview.
(Her aday bir mülakatı tamamlamak zorundadır.)
Mini test:
→ “Başkan adayı” İngilizcede nasıl söylenir?
✅ presidential ———

A

candidate (n)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
10
Q

posta ücreti, gönderim bedeli

Açıklama: Mektup, paket veya kart göndermek için ödenen para.

Cümle: Don’t forget to pay the ——— before mailing the letter.
(Mektubu göndermeden önce posta ücretini ödemeyi unutma.)

Mini test:
→ “Posta ücreti ne kadar?” İngilizcede nasıl söylenir?
✅ How much is the ———?

A

postage (n)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
11
Q

şiir

Açıklama: Ölçü, ritim ve anlam uyumu içeren, genellikle duyguları ya da düşünceleri sanatsal biçimde anlatan kısa yazı türü.

Cümle: She wrote a beautiful ——— about nature.
(Doğa hakkında güzel bir şiir yazdı.)

Mini test:
→ “Şair” İngilizcede nasıl söylenir?
✅ ———

A

poem (n)
Cevap poet

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
12
Q

sağlamak, temin etmek

Açıklama: Birine ihtiyaç duyduğu şeyi vermek ya da sunmak anlamında kullanılır.
Cümle: The organization ——— food and shelter for the homeless.
(Kurum evsizlere yiyecek ve barınak sağlar.)

Mini test:
→ “Hizmet sağlamak” İngilizcede nasıl söylenir?
✅ ——— a service

A

provide (v)
Cevap provides

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
13
Q

şaşkınlık, hayret

Açıklama: Büyük bir sürpriz veya hayranlık duygusunu anlatır; genellikle olumlu şaşkınlık anlamındadır.

Cümle: She looked at the painting in ———.
(Tabloya hayretle baktı.)

Mini test:
→ “Hayretle bakmak” İngilizcede nasıl söylenir?
✅ look in ———

A

amazement (n)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
14
Q

davet etmek

Açıklama: Birini bir yere, etkinliğe veya duruma katılması için çağırmak.

Cümle: They ——— all their friends to the wedding.
(Tüm arkadaşlarını düğüne davet ettiler.)

Mini test:
→ “Beni partiye davet etti” İngilizcede nasıl söylenir?
✅ He ——— me to the party

A

invite (v)
Cevap invited

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
15
Q

inanç, güven

Açıklama: Birine, bir şeye ya da bir fikre derin güven duymak; bazen de dini inancı ifade eder.

Cümle: She has great ——— in her doctor.
(Doktoruna büyük bir güveni var.)

Mini test:
→ “Kendine güvenmek” İngilizcede nasıl söylenir?
✅ have ——— in yourself

A

faith (n)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
16
Q

çevresel

Açıklama: Doğal çevreyle, ekosistemle veya çevre kirliliğiyle ilgili durumları ifade eder.

Cümle: We must take ——— problems seriously.
(Çevresel sorunları ciddiye almalıyız.)

Mini test:
→ “Çevre kirliliği” İngilizcede nasıl söylenir?
✅ ——— pollution

A

environmental (adj)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
17
Q

belirli, özel

Açıklama: Diğerlerinden farklı olan, özellikle seçilmiş ya da dikkat edilen bir şeyi belirtir.

Cümle: She is very ——— about her clothes.
(Kıyafetleri konusunda çok seçicidir.)

Mini test:
→ “Belirli bir sebep” İngilizcede nasıl söylenir?
✅ a ——— reason

A

particular (adj)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
18
Q

tahsis etmek, ayırmak

Açıklama: Para, zaman veya kaynakları belirli bir amaç için ayırmak ya da dağıtmak anlamında kullanılır.

Cümle: The government allocated more funds to education.
(Hükümet eğitime daha fazla fon ayırdı.)

Mini test:
→ “Zaman ayırmak” İngilizcede nasıl söylenir?
✅ ——— time

A

allocate (v)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
19
Q

aracılığıyla, üzerinden

Açıklama: Bir şeyin hangi yol veya araçla yapıldığını belirtmek için kullanılır.

Cümle: The message was sent ——— email.
(Mesaj e-posta aracılığıyla gönderildi.)

Mini test:
→ “Telefon aracılığıyla” İngilizcede nasıl söylenir?
✅ ——— phone

A

via (prep)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
20
Q

başarmak, başarılı olmak

Açıklama: Bir hedefe ulaşmak veya bir işi istenilen biçimde sonuçlandırmak anlamında kullanılır.

Cümle: You can ——— if you work hard.
(Sıkı çalışırsan başarılı olabilirsin.)

Mini test:
→ “Başarılı olmak” fiili İngilizcede hangisidir?
✅ ———

A

succeed (v)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
21
Q

farkındalık, bilinç

Açıklama: Bir konunun, durumun veya tehlikenin bilincinde olma hâli; genellikle toplumsal veya sağlık konularında kullanılır.

Cümle: The campaign aims to raise ——— about mental health.
(Kampanya, ruh sağlığı konusunda farkındalık yaratmayı amaçlıyor.)

Mini test:
→ “Farkındalık yaratmak” İngilizcede nasıl söylenir?
✅ raise ———

A

awareness (n)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
22
Q

uyarmak

Açıklama: Bir tehlike veya hata hakkında önceden bilgi vermek.

Cümle: The teacher ——— the students about the exam.
(Öğretmen öğrencileri sınav hakkında uyardı.)

Mini test:
→ “Uyarı yapmak” anlamına gelen fiil hangisidir?
✅ ———

A

warn (v)
Cevap warned

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
23
Q

Fond of
keen on

A

Fond of düşkün
Keen on hevesli
Merve is a university student. She’s got a free time on Saturday. She likes swimming and a watching TV, but she isn’t fond of playing basketball. She isn’t keen on dancing.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
24
Q

amaç, maksat

Açıklama: Bir şeyin yapılma nedeni veya varlık sebebi; genellikle niyet veya hedef anlamında kullanılır.

Cümle: The —— of this study is to improve public health.
(Bu çalışmanın amacı halk sağlığını geliştirmektir.)

Mini test:
→ “Amacı anlamak” İngilizcede nasıl söylenir?
✅ understand the ——

A

purpose (n)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
25
dönmek, etrafında dönmek Açıklama: Bir eksen veya nokta etrafında hareket etmek; bazen de olayların belirli bir konu etrafında gelişmesini anlatır. Cümle: The Earth ------ around the Sun. (Dünya Güneş’in etrafında döner.) Mini test: → “Dünya Güneş’in etrafında döner” cümlesindeki ‘döner’ fiili İngilizcede hangisidir? ✅ ------
revolve (v)
26
fark, ayrım, üstünlük Açıklama: İki şey arasındaki farklılık veya bir kişinin diğerlerinden daha iyi olması durumu. Cümle: There is a clear ------ between fact and opinion. (Gerçek ile görüş arasında açık bir fark vardır.) Mini test: → “Önemli bir fark” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ a significant ------
distinction (n)
27
etki, sonuç Açıklama: Bir olayın, eylemin veya durumun ortaya çıkardığı değişim ya da sonuç. Cümle: Smoking has a harmful ------ on health. (Sigara içmenin sağlık üzerinde zararlı bir etkisi vardır.) Mini test: → “Yan etki” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ side ------
effect (n)
28
neden olmak, sebep olmak Açıklama: Bir olayın, durumun veya sonucun ortaya çıkmasına yol açmak. Cümle: The heavy rain ------ severe flooding in the area. (Şiddetli yağmur bölgede büyük sel baskınlarına neden oldu.) Mini test: → “Ağrıya neden olmak” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------ pain
cause (v) Cevap caused
29
uygun, elverişli Açıklama: Belirli bir amaç, durum veya kişi için doğru ya da uygun olan şey. Cümle: This movie is not ------ for children. (Bu film çocuklar için uygun değildir.) Mini test: → “Uygun aday” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------ candidate
suitable (adj)
30
bağımlılık, bağlılık Açıklama: Birine, bir şeye ya da duruma ihtiyaç duyma hâli; genellikle duygusal, ekonomik veya madde bağımlılığı anlamında kullanılır. Cümle: His ------ on coffee increased during exam week. (Sınav haftasında kahveye olan bağımlılığı arttı.) Mini test: → “Teknolojiye bağımlılık” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------ on technology
dependence (n)
31
merak, ilgi Açıklama: Bir şeyi öğrenme, keşfetme ya da anlama isteği; bazen de sıra dışı bir nesne veya durum anlamında kullanılır. Cümle: Children have a natural ------ about the world. (Çocukların dünyaya karşı doğal bir merakı vardır.) Mini test: → “Meraktan ölmek” deyimi İngilizcede nasıl söylenir? ✅ die of ------
curiosity (n)
32
farkında, bilincinde Açıklama: Bir durumun, olayın ya da gerçeğin bilincinde olma hâli. Cümle: She was fully ------ of the risks involved. (İşin içinde olan risklerin tamamen farkındaydı.) Mini test: → “Durumun farkında olmak” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ be ------ of the situation
aware (adj) Genellikle “be aware of” yapısıyla kullanılır. opposite unaware
33
dikmek, inşa etmek, misafir etmek, katlanmak (bağlama göre) Mini test: → “Birine katlanmak” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------ with someone → Gölün yakınında bir çadır kurduk ✅ We ------ a tent near the lake.
put up (pv) Açıklama: Bağlama göre farklı anlamlar taşır: put up a tent → çadır kurmak put up with someone → birine katlanmak put up a building → bina dikmek / inşa etmek put someone up → birini evinde misafir etmek
34
yara, bere Açıklama: Kesilme, vurulma veya delici bir cisim sonucu ciltte ya da dokuda oluşan hasar. Duygusal yaralar için mecaz anlamda da kullanılır. Cümle: The soldier had a deep ------ on his leg. (Askerin bacağında derin bir yara vardı.) Mini test: → “Yara iyileşmek” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ the ----- heals
wound (n)
35
oldukça, epeyce Açıklama: “Fairly” veya “quite” anlamında kullanılır; bir özelliğin beklenenden biraz daha fazla olduğunu belirtir. (------- sıfat olarak “güzel” anlamına da gelir ama burada zarf olarak kullanılıyor.) Cümle: The exam was ------- difficult this year. (Bu yılki sınav epey zordu.) Mini test: → “Oldukça iyi” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------ good
pretty (adv)
36
mahsul, ürün Açıklama: Tarımda yetiştirilen bitkiler veya hasat edilen ürünler anlamında kullanılır. Ayrıca “saç kesimi” gibi başka anlamlarda da bağlama göre kullanılabilir. Cümle: Farmers are expecting a good ----- this year. (Çiftçiler bu yıl iyi bir mahsul bekliyor.) Mini test: → “Pamuk mahsulü” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ cotton ------
crop (n)
37
faydalanmak, yararlanmak, (bazı durumlarda) kötüye kullanmak Açıklama: Bir fırsatı, durumu veya kişiyi kendi yararına kullanmak anlamında; olumlu ya da olumsuz bağlamda olabilir. Cümle: You should ------ ------ -- every learning opportunity. (Her öğrenme fırsatından yararlanmalısın.) Mini test: → “Durumdan faydalanmak” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ---- ---- -- the situation
take advantage of (pv)
38
ipek Açıklama: İpekböceğinin kozasından elde edilen, parlak ve yumuşak bir kumaş türü; genellikle kaliteli giysilerde veya kumaşlarda kullanılır. Cümle: She wore a beautiful ------- dress to the party. (Partiye güzel bir ipek elbise giydi.) Mini test: → “İpek kumaş” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------ fabric
silk (n)
39
konuşma, sohbet Açıklama: İki veya daha fazla kişi arasında fikir, duygu veya bilgi alışverişi amacıyla yapılan karşılıklı konuşma. Cümle: We had an interesting ------ about art. (Sanat hakkında ilginç bir sohbetimiz oldu.) Mini test: → “Resmî bir konuşma” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ a formal ------
conversation (n)
40
kaçmak, akıp gitmek, çoğaltmak (bağlama göre) Açıklama: ----- --- with someone → biriyle kaçmak ----- --- water → suyun akıp gitmesi ----- --- copies → bir şeyin kopyalarını çıkarmak (yazıcıda vb.) Cümle: The thief ---- ---before the police arrived. (Hırsız polis gelmeden kaçtı.) Mini test: → “Su akıp gitti” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ The water ---- ---
run off (pv) Cevap ran off
41
kapatmak, ilgisini kaybetmek (bağlama göre) Açıklama: Elektrik veya elektronik bir şeyi kapatmak anlamında (turn off ile eşanlamlı). Mecaz anlamda “dikkatini dağıtmak” veya “ilgisini yitirmek” şeklinde de kullanılır. Cümle: Don’t forget to ---- --- the lights before you leave. (Çıkmadan önce ışıkları kapatmayı unutma.) Mini test: → “Televizyonu kapatmak” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ---- --- the TV
switch off (pv)
42
altında, aşağıda Açıklama: Bir şeyin başka bir şeyin daha aşağısında veya altında olduğunu belirtir. Hem yer hem de seviyeyi anlatmak için kullanılır. Cümle: The temperature dropped ------ zero last night. (Dün gece sıcaklık sıfırın altına düştü.) Mini test: → “Aşağıda listelenmiştir” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ listed ------
below (prep, adv)
43
bağlı olmak, güvenmek Açıklama: Bir şeye veya birine dayanmak, ondan etkilenmek ya da ona güvenmek anlamında kullanılır. Cümle: Success ----- ----hard work. (Başarı sıkı çalışmaya bağlıdır.) Mini test: → “Sana güveniyorum” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ I ----- --- you
depend on (pv)
44
israf, atık Açıklama: Kullanılmadan harcanan veya işe yaramayan madde, enerji, para ya da zaman. Hem somut (plastic -----) hem soyut (----- of time) anlamda kullanılır. Cümle: Throwing away food is a huge ------ of resources. (Yiyecekleri çöpe atmak büyük bir kaynak israfıdır.) Mini test: → “Zaman kaybı” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ a ----- of time
waste (n)
45
geçirmek, maruz kalmak Açıklama: Genellikle bir değişim, deneyim veya zorlayıcı süreci yaşamak anlamında kullanılır. Tıbbi işlemler, eğitim veya dönüşümler için sıkça geçer. Cümle: The patient will ------ surgery tomorrow. (Hasta yarın ameliyat geçirecek.) Mini test: → “Büyük bir değişim geçirmek” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------ a major change
undergo (v)
46
hareket, akım Açıklama: Bir şeyin yer değiştirmesi anlamına gelebileceği gibi, aynı fikir veya amaç etrafında toplanan insan grubunu da ifade eder (social -----). Cümle: The slow ------ of the clouds looked beautiful. (Bulutların yavaş hareketi güzel görünüyordu.) Mini test: → “Toplumsal hareket” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ social ------
movement (v)
47
atmak, fırlatmak Açıklama: Bir şeyi elinle hızla ileriye doğru savurmak Cümle: He ----- the ball to his friend. (Topu arkadaşına attı.) Mini test: → “Parti vermek” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------ a party
throw (v) --> threw (v2) mecaz anlamda da “throw a party” (parti vermek) veya “throw doubt” (şüphe uyandırmak) gibi kullanımları vardır.
48
düşüş, gerileme, azalma Açıklama: Bir şeyin miktar, değer veya güç bakımından azalması; ayrıca sağlık ya da performans kaybı anlamında da kullanılır. Cümle: There has been a sharp ------ in birth rates. (Doğum oranlarında keskin bir düşüş yaşandı.) Mini test: → “Ekonomik gerileme” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ economic ------
decline (n)
49
asmak, sarkmak Açıklama: Bir nesneyi yukarıdan tutturmak veya bir yere asmak anlamında kullanılır. Cümle: She ------ her coat on the hook. (Montunu askıya astı.) Mini test: → “Perdeleri asmak” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------ the curtains
hang (v) --> hung (v2) Ayrıca “hang out” (takılmak) ya da “hang on” (beklemek) gibi deyimsel kullanımları da vardır.
50
yükseklik, rakım Açıklama: Bir noktanın deniz seviyesine göre yüksekliğini belirtir; özellikle uçuş, dağcılık ve coğrafya bağlamlarında kullanılır. Cümle: The plane is flying at an ------ of 10,000 meters. (Uçak 10.000 metre yükseklikte uçuyor.) Mini test: → “Yüksek rakım hastalığı” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------ sickness
altitude (n)
51
çit, parmaklık Açıklama: Bir alanı çevrelemek, sınırlarını belirlemek veya korumak için yapılan ahşap, metal ya da tel yapı. Mecaz anlamda “engel” veya “ayrım” anlamında da kullanılabilir. Cümle: They built a wooden ------ around the garden. (Bahçenin etrafına ahşap bir çit yaptılar.) Mini test: → “Bahçe çiti” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ garden ------
fence (n)
52
derin, etkileyici, önemli Açıklama: Duygusal, entelektüel veya ahlaki olarak güçlü bir etki yaratan; yüzeysel olmayan, derin anlamlar taşıyan şeyleri tanımlar. Cümle: The book had a ------ effect on her thinking. (Kitap, onun düşünce tarzı üzerinde derin bir etki bıraktı.) Mini test: → “Derin bir anlam” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ a ------ meaning
profound (adj)
53
yoksulluk, fakirlik Açıklama: Temel ihtiyaçları karşılayacak kadar gelir veya kaynağa sahip olmama durumu. Ekonomik ve sosyal bağlamlarda sıkça kullanılır. Cümle: Many organizations work to reduce ------ around the world. (Dünya genelinde birçok kuruluş yoksulluğu azaltmak için çalışıyor.) Mini test: → “Aşırı yoksulluk” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ extreme ------
poverty (n)
54
eksiklik, yetersizlik Açıklama: Bir şeyin hiç olmaması veya yeterince bulunmaması durumu; Cümle: The project failed because of a ----- of funding. (Proje, finansman eksikliği nedeniyle başarısız oldu.) Mini test: → “Deneyim eksikliği” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------ of experience
lack (n) genellikle soyut kavramlarla (lack of time, lack of experience) kullanılır.
55
salgın, patlak verme Açıklama: Ani bir şekilde başlayan hastalık, şiddet olayı veya toplumsal karışıklık; genellikle olumsuz durumlar için kullanılır. Cümle: There was an ------ of flu in the city last winter. (Geçen kış şehirde grip salgını çıktı.) Mini test: → “Salgın hastalık” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ disease -------
outbreak (n)
56
bağırmak, haykırmak Açıklama: Yüksek sesle konuşmak veya seslenmek; genellikle öfke, korku ya da dikkat çekme amacıyla yapılır. Cümle: He ------- for help when he saw the fire. (Ateşi görünce yardım için bağırdı.) Mini test: → “Bağırma!” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ Don’t ------!
shout (v)
57
tanıdık, aşina Açıklama: Daha önce görülmüş, duyulmuş veya deneyimlenmiş bir şeye alışkın olma hâli. Cümle: Her voice sounded ------ to me. (Sesi bana tanıdık geldi.) Mini test: → “Bu konuya aşinayım” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ I’m ------- with this topic
familiar (adj) Genellikle “be familiar with” şeklinde kullanılır.
58
taşımak, götürmek Açıklama: Bir nesneyi bir yerden başka bir yere götürmek anlamında kullanılır; ayrıca mecaz anlamda “sorumluluk taşımak” gibi ifadelerde de geçer. Cümle: She -----the baby in her arms. (Bebeği kucağında taşıdı.) Mini test: → “Sorumluluk taşımak” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------ responsibility
carry (v) --> carried (v2)
59
yaygın, ortak Açıklama: Birçok kişi veya şey tarafından paylaşılan ya da sık görülen durumları ifade eder. Hem fiziksel hem de soyut anlamda kullanılabilir. Cümle: Colds are very ------ in winter. (Soğuk algınlığı kışın çok yaygındır.) Mini test: → “Ortak ilgi alanı” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------- interest
common (adj)
60
çiftleşme, eşleşme Açıklama: Hayvanların üreme amacıyla birleşme süreci; biyolojide reproduction (üreme) ile yakından ilişkilidir. Bazen mecaz anlamda “uyumlu eşleşme” anlamında da kullanılır. Cümle: The -------- season for these birds begins in spring. (Bu kuşların çiftleşme mevsimi baharda başlar.) Mini test: → “Çiftleşme dönemi” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------- season
mating (n)
61
tanıma, takdir, kabul Açıklama: Bir şeyi ya da birini daha önce gördüğünü fark etme (tanıma) veya bir başarıyı resmî olarak kabul etme (takdir etme) anlamında kullanılır. Cümle: She received public ------- for her research. (Araştırması için halkın takdirini kazandı.) Mini test: → “Yüz tanıma sistemi” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ facial -------- system
recognition (n)
62
gelişme, kalkınma, ilerleme Açıklama: Bir şeyin zamanla büyümesi, olgunlaşması veya daha iyi bir hâle gelmesi süreci. Bilim, ekonomi, teknoloji ve insan yaşamı gibi alanlarda sıkça kullanılır. Cümle: Rapid technological ------- has changed our lives. (Hızlı teknolojik gelişme hayatlarımızı değiştirdi.) Mini test: → “Kentsel gelişim” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ urban -------
development (n)
63
istemek, talep etmek Açıklama: Bir şeyin verilmesini, yapılmasını ya da birinin gelmesini rica etmek anlamında kullanılır. Cümle: He -------- a glass of water. (Bir bardak su istedi.) Mini test: → “Yardım istemek” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ---- ---- help
ask for (pv) Cevap asked for
64
habersiz, farkında olmayan Açıklama: Bir durumdan, olaydan ya da gerçekte olan bir şeyden haberi olmama hâli. Cümle: She was ------- of the danger behind her. (Arkasındaki tehlikenin farkında değildi.) Mini test: → “Durumdan habersiz” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ --------- of the situation
unaware (adj) Genellikle “be unaware of” şeklinde kullanılır.
65
içeri girmek, varmak, ulaşmak Açıklama: Bir yere girmek veya bir yere ulaşmak anlamında kullanılır. Ulaşım araçlarıyla birlikte “varmak” anlamında da geçer. Cümle: What time did you ---- --- last night? (Dün gece ne zaman geldin?)) Mini test: → “Arabaya binmek” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ---- --- the car
get in (pv)
66
yavaş yavaş kaybolmak, solmak Açıklama: Bir şeyin zamanla etkisini, gücünü ya da görünürlüğünü yitirmesi. Duygular, sesler veya renkler için de kullanılabilir. Cümle: The sound of the music slowly ------ -----. (Müziğin sesi yavaşça kayboldu.) Mini test: → “Ağrı yavaşça geçti” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ The pain ----- ----
fade away (pv) Cevap faded away
67
sorumlu, mesul Açıklama: Bir görev, eylem veya durumdan yükümlü olma hâli; Cümle: Parents are -------- for their children’s safety. (Ebeveynler çocuklarının güvenliğinden sorumludur.) Mini test: → “Bu işten ben sorumluyum” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ I’m -------- for this job
responsible (adj) genellikle “be responsible for” yapısıyla kullanılır.
68
önde gelen, başlıca, öncü Açıklama: Bir alanda en önemli, en etkili veya en başarılı kişi, kurum ya da şeyleri tanımlamak için kullanılır. Cümle: She is one of the ----- experts in public health. (Kamu sağlığı alanındaki önde gelen uzmanlardan biridir.) Mini test: → “Önde gelen bir üniversite” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ a ------- university
leading (adj)
69
çare, ilaç, çözüm Açıklama: Bir hastalığı, problemi veya olumsuz durumu iyileştiren şey. Cümle: There is no simple ---- for this problem. (Bu sorunun basit bir çözümü yoktur.) Mini test: → “Doğal bir çare” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ a natural ------
remedy (n) Hem tıbbi anlamda (a remedy for a cold) hem de mecaz anlamda (a remedy for injustice) kullanılır.
70
toplamak, bir araya getirmek Açıklama: İnsanları, nesneleri veya bilgileri bir araya getirmek Cümle: They ------- around the table to discuss the plan. (Planı tartışmak için masanın etrafında toplandılar.) Mini test: → “Bilgi toplamak” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------- information
gather (v) --> gathered (v2) bazen de “anlamak, sezmek” anlamında kullanılır (I gather that...).
71
toprak Açıklama: Bitkilerin yetiştiği, yer kabuğunun üst kısmındaki doğal madde Cümle: The farmers are testing the quality of the -----. (Çiftçiler toprağın kalitesini test ediyor.) Mini test: → “Verimli toprak” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ fertile -------
soil (n) ayrıca mecaz anlamda “ülke toprağı” veya “kirletmek” fiil kökü (to soil) olarak da kullanılır
72
oymak, yontmak, şekil vermek Açıklama: Tahta, taş veya başka bir malzemeye bıçak ya da kesici bir aletle şekil vermek Cümle: The artist ------- a beautiful statue from wood. (Sanatçı tahtadan güzel bir heykel oydu.) Mini test: → “Kabak oymak” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------- a pumpkin
carve (v) --> carved (v2) ayrıca “carve out a career” gibi mecaz anlamda “emekle bir şey oluşturmak” için de kullanılır.
73
şikâyet etmek, yakınmak Açıklama: Bir durumdan, kişiden veya olaydan memnuniyetsizlik belirtmek. Genellikle complain about yapısıyla kullanılır. Cümle: She often ------- about the noise from the street. (Sokaktaki sesten sık sık şikâyet eder.) Mini test: → “Ağrısından şikâyet etmek” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------- about pain
complain (v)
74
katkı, bağış, emek Açıklama: Bir amaç, proje veya topluluk için verilen destek; maddi, manevi ya da entelektüel olabilir. Cümle: Her ------- to the research was invaluable. (Onun araştırmaya katkısı çok değerliydi.) Mini test: → “Katkıda bulunmak” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ make a --------
contribution (n)
75
kalabalık, topluluk Açıklama: Bir araya gelmiş çok sayıda insan ya da bazen hayvan grubu; ayrıca mecaz anlamda “çoğunluk” veya “herkes” anlamında da kullanılır. Cümle: A large ------ gathered in front of the stadium. (Stadyumun önünde büyük bir kalabalık toplandı.) Mini test: → “Kalabalığın içinde” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ in the -------
crowd (n)
76
tutsak, esir Açıklama: Bir kimsenin veya hayvanın özgürlüğü elinden alınmış, zorla tutulduğu kişi ya da canlı. Cümle: The soldiers took several ------- after the battle. (Askerler savaşın ardından birkaç esir aldı.) Mini test: → “Savaş esiri” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ prisoner of war / war ------
captive (n) Aynı zamanda sıfat olarak (captive animal) “esaret altındaki” anlamında da kullanılır.
77
uzanmak, yatmak; yalan söylemek (bağlama göre) Cümle: He ---- on the sofa and closed his eyes. (Kanepeye uzandı ve gözlerini kapattı.) Mini test: → “Yalan söylemek” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ tell a ------
lie (v) --> lay (v2) Açıklama: İki temel anlamı vardır: lie down → uzanmak, yatmak lie → yalan söylemek Cümledeki bağlama göre hangisi olduğu anlaşılır.
78
ayda sağlamak, yararlanmak Açıklama: Bir durumdan, eylemden veya kaynaktan olumlu şekilde etkilenmek ya da birine fayda sağlamak anlamında kullanılır. Cümle: Regular exercise ------ both the body and the mind. (Düzenli egzersiz hem bedene hem zihne fayda sağlar.) Mini test: → “Bir şeyden yararlanmak” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------- from something
benefit (v)
79
sert, haşin, acımasız Açıklama: Fiziksel olarak rahatsız edici (ışık, ses, hava gibi) ya da duygusal olarak kırıcı, acımasız durumları tanımlar. Cümle: The teacher’s ------ words made the student cry. (Öğretmenin sert sözleri öğrencinin ağlamasına neden oldu.) Mini test: → “Sert iklim koşulları” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------- climate conditions
harsh (adj)
80
karşılaşmak, çarpmak, rastlamak Açıklama: Birine tesadüfen rastlamak ya da bir şeye çarpmak anlamında kullanılır. Cümle: I ---- ---- an old friend at the bookstore. (Kitapçıda eski bir arkadaşımla karşılaştım.) Mini test: → “Sorunla karşılaşmak” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ---- ---- a problem / ---- ----- trouble
run into (pv) Ayrıca “bir sorunla karşılaşmak” (run into trouble) şeklinde de geçer.
81
çadır Açıklama: Taşınabilir kumaş veya bezden yapılan, genellikle kamp yaparken kullanılan barınak türü. Cümle: They set up their ----- near the river. (Çadırlarını nehrin yakınında kurdular.) Mini test: → “Çadır kurmak” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ set up a -----
tent (n)
82
alacakaranlık, gün batımı vakti Açıklama: Güneş battıktan hemen sonraki, gökyüzünün kararmaya başladığı zaman dilimi. Dawn (şafak) kelimesinin zıttıdır. Cümle: The streetlights turn on at ------. (Sokak lambaları alacakaranlıkta yanar.) Mini test: → “Alacakaranlıkta yürümek” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ walk at ------
dusk (n)
83
bükmek, eğilmek Açıklama: Bir şeyi kıvırmak, şekil vermek veya vücudu öne doğru eğmek anlamında kullanılır. Cümle: She ------ down to tie her shoes. (Ayakkabılarını bağlamak için eğildi.) Mini test: → “Kuralları esnetmek” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------ the rules
bend (v) --> bent (v2) Ayrıca mecaz anlamda “kuralları esnetmek” şeklinde de geçer (bend the rules).
84
tamamlayıcı, ayrılmaz, bütünleyici Açıklama: Bir bütünün vazgeçilmez veya gerekli parçası olan; “olmazsa olmaz” anlamında kullanılır. Cümle: Trust is an ------ part of a healthy relationship. (Güven, sağlıklı bir ilişkinin ayrılmaz bir parçasıdır.) Mini test: → “Temel bir parça” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ an ------ part
integral (adj)
85
esnemek Açıklama: Yorgunluk, sıkılma veya uykusuzluk nedeniyle ağzı istemsizce açmak. Cümle: He ------- loudly during the boring lecture. (Sıkıcı ders sırasında yüksek sesle esnedi.) Mini test: → “Uykudan esnemek” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------ from sleepiness
yawn (v)
86
gelişme, ilerleme, iyileşme Açıklama: Bir şeyin daha iyi hale gelmesi veya geliştirilmesi durumu; hem kişisel hem teknik bağlamda kullanılabilir. Cümle: There has been a great ------- in her English skills. (İngilizce becerilerinde büyük bir gelişme oldu.) Mini test: → “Sürekli gelişme” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ continuous -------
improvement (n)
87
bütün, tam şey, tümü Açıklama: Bir şeyin tamamını, parçalarının toplamını ifade eder. Cümle: The ----- of the city was affected by the storm. (Şehrin tamamı fırtınadan etkilendi.) Mini test: → “Bütün olarak görmek” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ see as a ------
whole (n) Sıfat olarak da “tüm, bütün” anlamında kullanılır (the whole day).
88
arabayla uzaklaşmak, kovmak Açıklama: Bir yerden araçla ayrılmak anlamında kullanılır; ayrıca “birini kovmak, uzaklaştırmak” anlamı da vardır. Cümle: He got into his car and ------ ---- quickly. (Arabaya bindi ve hızla uzaklaştı.) Mini test: → “Polis hırsızları kovdu” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ The police ----- ---- the thieves
drive off (pv) --> drove off (v2)
89
kaçmak, firar etmek Açıklama: Bir yerden ya da kişiden hızlıca uzaklaşmak; genellikle korku, tehlike veya sorumluluktan kaçmak anlamında kullanılır. Cümle: The prisoner tried to ---- ---- but was caught. (Mahkûm kaçmaya çalıştı ama yakalandı.) Mini test: → “Evden kaçmak” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ----- ---- from home
run away (pv)
90
bütün, tamamı, eksiksiz Açıklama: Bir şeyin her parçasını kapsayan, tamamen bütün hâlde olan anlamında kullanılır. “Whole” ile eş anlamlıdır ama genellikle daha resmî tonda geçer. Cümle: She spent the ------ day reading. (Tüm günü kitap okuyarak geçirdi.) Mini test: → “Tüm hayatı boyunca” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ throughout her ----- life
entire (adj)
91
önlem, tedbir Açıklama: Olası bir tehlike veya sorunu önlemek amacıyla önceden yapılan eylem veya alınan önlemler. Cümle: You should take extra ------ during flu season. (Grip mevsiminde ekstra önlemler almalısın.) Mini test: → “Güvenlik önlemleri” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ safety ------
precaution (n)
92
sis, pus Açıklama: Havadaki küçük su damlacıklarının oluşturduğu ince sis tabakası; genellikle sabah erken saatlerde veya yağmur sonrası görülür. Cümle: The mountains were covered in a light ------. (Dağlar ince bir sis tabakasıyla kaplıydı.) Mini test: → “Yoğun sis” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ thick ------
mist (n)
93
icat, buluş Açıklama: Yeni bir fikir, araç veya yöntemin oluşturulması; özellikle bilim ve teknolojide yenilik getiren keşifler için kullanılır. Cümle: The telephone is one of the greatest ----- of all time. (Telefon, tüm zamanların en büyük icatlarından biridir.) Mini test: → “Yeni bir icat yapmak” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ make a new -------
invention (n)
94
eğilmek, başıyla selam vermek Açıklama: Saygı, selamlama veya minnettarlık göstermek için vücudu öne doğru eğmek. Ayrıca sahne sonunda sanatçıların izleyiciye “teşekkür eğilmesi” anlamında da kullanılır. Cümle: The performer ----- to the audience after the show. (Gösteriden sonra sanatçı seyircilere doğru eğildi.) Mini test: → “Saygıyla eğilmek” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------ respectfully
bow (v)
95
erişilebilir, ulaşılabilir Açıklama: Bir yere, kişiye ya da hedefe ulaşmanın mümkün olduğu durumları tanımlar. Hem fiziksel hem dijital bağlamda kullanılır. Cümle: The island is only ----- by boat. (Ada sadece tekneyle ulaşılabilir.) Mini test: → “Erişilebilir hedef” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ------ goal
reachable (adj)
96
ilham, esin Açıklama: Yaratıcı bir fikrin, duygunun veya motivasyonun kaynağı. Sanat, bilim veya günlük yaşamda bir şey üretmeye teşvik eden içsel dürtüyü ifade eder. Cümle: Her travels abroad were a great -------- for her writing. (Yurtdışına yaptığı seyahatler, yazıları için büyük bir ilham kaynağı oldu.) Mini test: → “İlham almak” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ get ------- / take ------
inspiration (n)
97
dönüştürmek, çevirmek Açıklama: Bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek veya farklı bir biçim kazandırmak anlamında kullanılır. Cümle: They ---- the old factory ----- a museum. (Eski fabrikayı müzeye dönüştürdüler.) Mini test: → “Cam şişeleri sanat eserine dönüştürmek” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ----- glass bottles ----- art
make into (pv) --> made into (v2)
98
düşmek, azalmak Açıklama: Bir şeyin üzerinden düşmek anlamında kullanılabileceği gibi, nicelik veya kalite bakımından azalma anlamına da gelir. Cümle: Sales have ------ ---- since last year. (Satışlar geçen yıldan beri azaldı.) Mini test: → “Bisikletten düşmek” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ ---- ---- a bike
fall off (pv) --> fallen off (v2)
99
servet, talih, şans Açıklama: Hem “büyük miktarda para” (zenginlik) hem de “kader, şans” anlamlarında kullanılır. Cümle: He made a ------ by investing in real estate. (Gayrimenkule yatırım yaparak bir servet kazandı.) Mini test: → “Şansına!” ifadesi İngilizcede nasıl söylenir? ✅ By -------! / Good --------!
fortune (n)
100
anayasa, bünye, yapı Açıklama: Bir devletin temel yasalarını düzenleyen belge anlamında kullanılır; ayrıca bir organizmanın fiziksel veya ruhsal yapısını da ifade edebilir. Cümle: The new ------- guarantees equal rights for all citizens. (Yeni anayasa tüm vatandaşlara eşit haklar garanti eder.) Mini test: → “Güçlü bir bünye” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ a strong --------
constitution (n)
101
artmak, yükselmek, inşa edilmek Açıklama: Bir şeyin miktarının ya da seviyesinin artması anlamında kullanılır; ayrıca “bina dikilmek” anlamına da gelebilir. Cümle: The price of fuel has ------ --- again. (Yakıt fiyatı yine arttı.) Mini test: → “Yeni bir bina inşa ediliyor” İngilizcede nasıl söylenir? ✅ A new building is ----- ----
go up (pv) --> gone up (v2)