A Flashcards

(207 cards)

1
Q

abandon

A

[f.] terk etmek, bırakmak, vazgeçmek [i.] kendinden geçme, taşkınlık, kendini bırakma

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
2
Q

ability

A

[i.] yetenek, kabiliyet, beceri

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
3
Q

able

A

[s.] yetenekli, becerikli, -ebilir

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
4
Q

about

A

[zf.] hakkında, yaklaşık, etrafında [edat] hakkında, konusunda, ilgili

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
5
Q

above

A

[edat] üstünde, yukarısında, fazla [zf.] yukarıda, yukarda, yukardaki

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
6
Q

abroad

A

[zf.] yurt dışında, dışarıda, yabancı ülkede

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
7
Q

absolute

A

[s.] mutlak, tam, kesin

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
8
Q

absolutely

A

[zf.] kesinlikle, mutlaka, tamamen

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
9
Q

academic

A

[s.] akademik, öğretimle ilgili, üniversiteye ait [i.] akademisyen, öğretim üyesi

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
10
Q

accept

A

[f.] kabul etmek, almak, onaylamak

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
11
Q

acceptable

A

[s.] kabul edilebilir, uygun, makul

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
12
Q

access

A

[i.] erişim, giriş, ulaşım [f.] erişmek, ulaşmak

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
13
Q

accident

A

[i.] kaza, tesadüf, olay

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
14
Q

accommodation

A

[i.] konaklama, barınma, uyum

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
15
Q

accompany

A

[f.] eşlik etmek, refakat etmek, birlikte gitmek

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
16
Q

according to

A

[edat] göre, nazaran, uygun olarak

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
17
Q

account

A

[i.] hesap, açıklama, rapor [f.] hesap vermek, açıklamak

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
18
Q

accurate

A

[s.] kesin, doğru, isabetli

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
19
Q

accuse

A

[f.] suçlamak, itham etmek, töhmet altında bırakmak

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
20
Q

achieve

A

[f.] başarmak, elde etmek, gerçekleştirmek

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
21
Q

achievement

A

[i.] başarı, kazanım, başarılı iş

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
22
Q

acknowledge

A

[f.] kabul etmek, onaylamak, teyit etmek

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
23
Q

acquire

A

[f.] kazanmak, elde etmek, edinmek

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
24
Q

across

A

[edat] karşısında, ötesinde, boyunca [zf.] karşıya, öte tarafta

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
25
act
[i.] eylem, davranış, hareket [f.] davranmak, hareket etmek, oynamak
26
action
[i.] hareket, eylem, davranış
27
active
[s.] aktif, faal, hareketli
28
activity
[i.] faaliyet, etkinlik, hareket
29
actor
[i.] aktör, oyuncu, sanatçı
30
actress
[i.] aktris, kadın oyuncu
31
actual
[s.] gerçek, fiili, asıl
32
actually
[zf.] aslında, gerçekte, doğrusu
33
ad
[i.] reklam, duyuru
34
adapt
[f.] uyarlamak, adapte etmek, alıştırmak
35
add
[f.] eklemek, ilave etmek, toplamak
36
addition
[i.] ekleme, ilave, toplama
37
additional
[s.] ek, ilave, fazladan
38
address
[i.] adres, hitap, konuşma [f.] hitap etmek, ele almak
39
administration
[i.] yönetim, idare, hükümet
40
admire
[f.] hayran olmak, beğenmek, takdir etmek
41
admit
[f.] kabul etmek, itiraf etmek, içeri almak
42
adopt
[f.] evlat edinmek, benimsemek, kabul etmek
43
adult
[i.] yetişkin, erişkin [s.] yetişkin, olgun
44
advance
[i.] ilerleme, gelişme, avans [f.] ilerlemek, geliştirmek [s.] önden, ileri
45
advanced
[s.] gelişmiş, yüksek, modern
46
advantage
[i.] avantaj, yarar, üstünlük
47
adventure
[i.] macera, serüven, tehlikeli iş
48
advertise
[f.] reklam yapmak, ilan vermek, duyurmak
49
advertisement
[i.] reklam, ilan, duyuru
50
advertising
[i.] reklamcılık
51
advice
[i.] tavsiye, öğüt, nasihat
52
advise
[f.] tavsiye etmek, öğüt vermek, bildirmek
53
affair
[i.] iş, ilişki, mesele, olay
54
affect
[f.] etkilemek, tesir etmek, dokunmak
55
afford
[f.] gücü yetmek, parası yetmek, zaman ayırabilmek
56
afraid
[s.] korkmuş, çekingen, endişeli
57
after
[edat] sonra, peşinden, ardından [zf.] sonra, daha sonra [bağ] sonra
58
afternoon
[i.] öğleden sonra
59
afterwards
[zf.] sonra, daha sonra, ardından
60
again
[zf.] yine, tekrar, gene
61
against
[edat] karşı, aleyhine, -e karşı
62
age
[i.] yaş, çağ, devir [f.] yaşlanmak, eskimek
63
aged
[i.] yaşlı, yıllanmış
64
agency
[i.] ajans, kurum, temsilcilik
65
agenda
[i.] gündem, ajanda, program
66
agent
[i.] ajan, temsilci, etken
67
aggressive
[s.] saldırgan, atılgan, agresif
68
ago
[zf.] önce, evvel, geçmiş
69
agree
[f.] anlaşmak, razı olmak, uyuşmak
70
agreement
[i.] anlaşma, sözleşme, uyuşma
71
ah
[i.] (anlam bulunamadı)
72
ahead
[zf.] ileri, önde, ileride
73
aid
[i.] yardım, destek, imdat [f.] yardım etmek, desteklemek
74
aim
[i.] amaç, hedef, gaye [f.] nişan almak, amaçlamak
75
air
[i.] hava, atmosfer, görünüş [f.] havalandırmak
76
aircraft
[i.] uçak, hava aracı
77
airline
[i.] havayolu, hava yolu şirketi
78
airport
[i.] havalimanı, hava alanı
79
alarm
[i.] alarm, uyarı, korku [f.] korkutmak, uyarmak
80
album
[i.] albüm, plak
81
alcohol
[i.] alkol, ispirto
82
alcoholic
[i.] (anlam bulunamadı)
83
alive
[s.] canlı, diri, hayatta
84
all
[s.] tüm, bütün, her [zf.] tamamen, bütünüyle [zamir] her şey, hepsi
85
all right
[i.] pekala, tamam
86
allow
[f.] izin vermek, müsaade etmek, sağlamak
87
almost
[zf.] hemen hemen, neredeyse, az kalsın
88
alone
[s.] yalnız, tek başına [zf.] sadece, yalnızca
89
along
[edat] boyunca, doğrultusunda [zf.] birlikte, beraberce
90
already
[zf.] zaten, çoktan, şimdiden
91
also
[zf.] ayrıca, de, da
92
alter
[f.] değiştirmek, başkalaştırmak, kısırlaştırmak(hayvan)
93
alternative
[i.] alternatif, seçenek [s.] alternatif, seçenekli
94
although
[bağ] her ne kadar, rağmen, gerçi
95
always
[zf.] her zaman, daima, sürekli
96
amazed
[s.] şaşırmış, hayrete düşmüş
97
amazing
[s.] şaşırtıcı, hayret verici, muhteşem
98
ambition
[i.] hırs, tutku, iddialı amaç
99
ambitious
[s.] hırslı, tutkulu
100
among
[edat] arasında, içinde
101
amount
[i.] miktar, tutar, toplam [f.] sonuca varmak, toplama ulaşmak
102
analyse
[f.] analiz etmek, çözümlemek, incelemek
103
analysis
[i.] analiz, çözümleme, tahlil
104
ancient
[s.] antik, eski, kadim
105
and
[bağ] ve, ile
106
anger
[i.] öfke, kızgınlık, gazap [f.] öfkelendirmek, kızdırmak
107
angle
[i.] açı, köşe, bakış açısı
108
angry
[s.] kızgın, öfkeli, sinirli
109
animal
[i.] hayvan, canlı [s.] hayvani, hayvansal
110
ankle
[i.] ayak bileği, bilek
111
anniversary
[i.] yıldönümü
112
announce
[f.] duyurmak, ilan etmek, bildirmek
113
announcement
[i.] duyuru
114
annoy
[f.] rahatsız etmek, sinirlendirmek, canını sıkmak
115
annoyed
[s.] sinirlenmiş, rahatsız olmuş
116
annoying
[s.] can sıkıcı, sinirlendirici, rahatsız edici
117
annual
[s.] yıllık, senelik
118
another
[s.] başka, diğer, bir başka [zamir] bir diğeri, başka biri
119
answer
[i.] cevap, yanıt, karşılık [f.] cevap vermek, yanıtlamak
120
anxious
[s.] endişeli, kaygılı, meraklı
121
any
[s.] herhangi bir, hiç [zf.] hiç, asla [zamir] hiçbiri, herhangi
122
anybody
[zamir] kimse, herhangi biri
123
anymore
[z.] artık
124
anyone
[zamir] herhangi biri, kimse, hiç kimse
125
anything
[zamir] herhangi bir şey, hiçbir şey
126
anyway
[zf.] zaten, her halükarda, neyse
127
anywhere
[zf.] herhangi bir yerde, hiçbir yerde
128
apart
[zf.] ayrı, ayrı olarak
129
apartment
[i.] daire, apartman dairesi
130
apologize
[f.] özür dilemek, af dilemek
131
app
[i.] uygulama
132
apparent
[s.] belli, açık, bariz
133
apparently
[zf.] görünüşe göre, anlaşılan, belli ki
134
appeal
[i.] başvuru, çağrı, cazibe [f.] başvurmak, yalvarmak, çekici gelmek
135
appear
[f.] görünmek, ortaya çıkmak, gözükmek
136
appearance
[i.] görünüş, görünüm, dış görünüş
137
apple
[i.] elma
138
application
[i.] uygulama, başvuru, dilekçe
139
apply
[f.] uygulamak, başvurmak, sürmek
140
appointment
[i.] randevu, atama, göreve getirme
141
appreciate
[f.] takdir etmek, beğenmek, değer vermek
142
approach
[i.] yaklaşım, yöntem, yaklaşma [f.] yaklaşmak, yanaşmak
143
appropriate
[s.] uygun, münasip, yerinde [f.] kendine mal etme, özelleştirme, iç etmek
144
approval
[i.] onay, tasdik, beğeni
145
approve
[f.] onaylamak, tasvip etmek, beğenmek
146
approximately
[i.] yaklaşık olarak, aşagı yukarı, tahminen
147
April
[i.] Nisan
148
architect
[i.] mimar
149
architecture
[i.] mimari
150
area
[i.] alan, bölge, saha
151
argue
[f.] tartışmak, münakaşa etmek, iddia etmek
152
argument
[i.] tartışma, münakaşa, argüman
153
arise
[f.] ortaya çıkmak, doğmak, kalkmak
154
arm
[i.] kol, silah, dal [f.] silahlandırmak
155
armed
[s.] silahlı, kuşanmış
156
arms
[i.] silah, cephane
157
army
[i.] ordu, kara ordusu
158
around
[edat] etrafında, çevresinde, civarında [zf.] etrafta, çevrede, yaklaşık
159
arrange
[f.] düzenlemek, ayarlamak, tertip etmek
160
arrangement
[i.] düzenleme, tertip, anlaşma
161
arrest
[f.] tutuklamak, gözaltına almak [i.] tutuklama, tevkif
162
arrival
[i.] varış, geliş, ulaşma
163
arrive
[f.] varmak, gelmek, ulaşmak
164
art
[i.] sanat, hüner, beceri
165
article
[i.] makale, madde, eşya
166
artificial
[s.] yapay, suni, yapmacık
167
artist
[i.] sanatçı, ressam, artist
168
artistic
[s.] sanatsal, artistik, sanatkârane
169
as
[bağ] gibi, olarak, iken [zf.] kadar, denli [edat] olarak
170
ashamed
[s.] utanmış, mahcup
171
ask
[f.] sormak, istemek, davet etmek
172
asleep
[s.] uyuşmuş, uyuyan [zarf] uykuda
173
aspect
[i.] yön, görünüş, bakış açısı
174
assess
[f.] değer biçmek, belirlemek, para cezası vermek
175
assessment
[i.] değerlendirme, vergilendirme
176
assignment
[i.] ödev, görev, görev(tayin)
177
assist
[f.] yardım etmek, desteklemek, asiste etmek
178
assistant
[i.] asistan, yardımcı, muavin [s.] yardımcı
179
associate
[f.] ilişkilendirmek, ortak olmak [i.] ortak, arkadaş [s.] ortak, birleşmiş
180
associated
[s.] birleşmiş
181
association
[i.] işbirliği, ortaklık, dernek
182
assume
[f.] varsaymak, sanmak, üstlenmek
183
at
[edat] -de, -da, -te, -ta
184
athlete
[i.] atlet, sporcu
185
atmosphere
[i.] atmosfer, hava, ortam
186
attach
[f.] eklemek, bağlamak, iliştirmek
187
attack
[i.] saldırı, hücum, atak [f.] saldırmak, hücum etmek
188
attempt
[i.] girişim, deneme, teşebbüs [f.] denemek, girişmek
189
attend
[f.] katılmak, dikkatini vermek, kulak vermek
190
attention
[i.] dikkat, ilgi, özen
191
attitude
[i.] tutum, tavır, davranış
192
attract
[f.] çekmek, cezbetmek, dikkat çekmek
193
attraction
[i.] cazibe, çekicilik, ilgi
194
attractive
[s.] çekici, alımlı, cazip
195
audience
[i.] seyirci, dinleyici, kitle
196
August
[i.] Ağustos
197
aunt
[i.] teyze, hala, yenge
198
author
[i.] yazar, müellif
199
authority
[i.] otorite, yetki, makam
200
autumn
[i.] sonbahar, güz
201
available
[s.] mevcut, müsait, uygun
202
average
[i.] ortalama, vasati [s.] ortalama, vasat [f.] ortalama olmak
203
avoid
[f.] kaçınmak, sakınmak, önlemek
204
award
[i.] ödül, mükâfat [f.] ödüllendirmek, vermek
205
aware
[s.] farkında, haberdar, bilinçli
206
away
[zf.] uzak, uzakta [s. ] deplasmanda
207
awful
[s.] korkunç, berbat, çok kötü