daily
[s.] günlük, her gün [zf.] her gün [i.] günlük gazete
damage
[i.] hasar, zarar, ziyan [f.] zarar vermek, hasar vermek
dance
[i.] dans, oyun [f.] dans etmek, oynamak
dancer
[i.] dansçı, dansör
dancing
[i.] dans, dans etme
danger
[i.] tehlike, risk, korku
dangerous
[s.] tehlikeli, riskli, korkunç
dark
[s.] karanlık, koyu, esmer [i.] karanlık, gece
data
[i.] veri, bilgi, malzeme
date
[i.] tarih, randevu, hurma [f.] tarih atmak, çıkmak
daughter
[i.] kız, kız çocuk, kız evlat
day
[i.] gün, gündüz
dead
[s.] ölü, cansız, işlemez
deal
[f.] ilgilenmek, uğraşmak, dağıtmak [i.] anlaşma, pazarlık, iş
dear
[s.] sevgili, değerli, pahalı
death
[i.] ölüm, vefat
debate
[i.] tartışma, münazara [f.] tartışmak, münazara etmek
debt
[i.] borç, veresiye
decade
[i.] on yıl, onyıl
December
[i.] Aralık
decent
[adj.] iyi, uygun, yeterli
decide
[f.] karar vermek, karar kılmak
decision
[i.] karar, hüküm
declare
[f.] ilan etmek, bildirmek, beyan etmek