D Flashcards

(163 cards)

1
Q

daily

A

[s.] günlük, her gün [zf.] her gün [i.] günlük gazete

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
2
Q

damage

A

[i.] hasar, zarar, ziyan [f.] zarar vermek, hasar vermek

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
3
Q

dance

A

[i.] dans, oyun [f.] dans etmek, oynamak

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
4
Q

dancer

A

[i.] dansçı, dansör

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
5
Q

dancing

A

[i.] dans, dans etme

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
6
Q

danger

A

[i.] tehlike, risk, korku

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
7
Q

dangerous

A

[s.] tehlikeli, riskli, korkunç

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
8
Q

dark

A

[s.] karanlık, koyu, esmer [i.] karanlık, gece

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
9
Q

data

A

[i.] veri, bilgi, malzeme

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
10
Q

date

A

[i.] tarih, randevu, hurma [f.] tarih atmak, çıkmak

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
11
Q

daughter

A

[i.] kız, kız çocuk, kız evlat

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
12
Q

day

A

[i.] gün, gündüz

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
13
Q

dead

A

[s.] ölü, cansız, işlemez

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
14
Q

deal

A

[f.] ilgilenmek, uğraşmak, dağıtmak [i.] anlaşma, pazarlık, iş

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
15
Q

dear

A

[s.] sevgili, değerli, pahalı

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
16
Q

death

A

[i.] ölüm, vefat

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
17
Q

debate

A

[i.] tartışma, münazara [f.] tartışmak, münazara etmek

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
18
Q

debt

A

[i.] borç, veresiye

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
19
Q

decade

A

[i.] on yıl, onyıl

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
20
Q

December

A

[i.] Aralık

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
21
Q

decent

A

[adj.] iyi, uygun, yeterli

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
22
Q

decide

A

[f.] karar vermek, karar kılmak

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
23
Q

decision

A

[i.] karar, hüküm

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
24
Q

declare

A

[f.] ilan etmek, bildirmek, beyan etmek

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
25
decline
[f.] geri çevirmek, düşmek, azalmak [i.] düşüş, gerileme, azalma
26
decorate
[f.] süslemek, dekore etmek
27
decoration
[i.] süsleme, dekorasyon, süs
28
decrease
[f.] azaltmak, azalmak [i.] azalma, düşüş
29
deep
[s.] derin, kuvvetli [zf.] derinden, derinlemesine
30
deeply
[zf.] derinden, son derece, çok
31
defeat
[f.] yenmek, mağlup etmek [i.] yenilgi, mağlubiyet
32
defence
[i.] savunma, müdafaa, koruma
33
defend
[f.] savunmak, korumak, müdafaa etmek
34
define
[f.] tanımlamak, tarif etmek, belirlemek
35
definite
[s.] kesin, şüphesiz, belirli
36
definitely
[zf.] kesinlikle, muhakkak, mutlaka
37
definition
[i.] tanım, tarif, tanımlama
38
degree
[i.] derece, diploma, mertebe
39
delay
[f.] geciktirmek, ertelemek [i.] gecikme, erteleme
40
deliberate
[s.] planlanmış, tasarlanmış, kasıtlı, [f.] düşünmek, danışmak, müzakere etmek
41
deliberately
[zf.] kasıtlı olarak, bilerek
42
delicious
[s.] lezzetli, nefis, tatlı
43
delight
[i.] zevk, sevinç, haz [f.] memnun etmek, sevindirmek
44
delighted
[s.] memnun, mutlu, sevinçli
45
deliver
[f.] teslim etmek, dağıtmak, doğurmak
46
delivery
[i.] teslim, dağıtım, doğum
47
demand
[f.] talep etmek, istemek [i.] talep, istek, gereksinim
48
demonstrate
[f.] göstermek, kanıtlamak, gösteri yapmak
49
dentist
[i.] dişçi, diş hekimi
50
deny
[f.] inkar etmek, reddetmek, yalanlamak
51
department
[i.] bölüm, daire, departman
52
departure
[i.] kalkış, gidiş, ayrılış
53
depend
[f.] bağlı olmak, güvenmek, dayanmak
54
depressed
[s.] depresif, bunalımlı, çökkün
55
depressing
[s.] bunaltıcı, iç karartıcı
56
depth
[i.] derinlik, dip
57
describe
[f.] tanımlamak, anlatmak, betimlemek
58
description
[i.] tanım, tarif, betimleme
59
desert
[i.] çöl [f.] terk etmek, bırakmak
60
deserve
[f.] hak etmek, layık olmak
61
design
[i.] tasarım, plan, desen [f.] tasarlamak, planlamak
62
designer
[i.] tasarımcı, dizayner
63
desire
[i.] arzu, istek, şehvet [f.] arzu etmek, istemek
64
desk
[i.] masa, sıra, yazı masası
65
desperate
[s.] umutsuz, çaresiz, ümitsiz
66
despite
[edat] rağmen, karşın
67
destination
[i.] varış yeri, hedef, gidilecek yer
68
destroy
[f.] yok etmek, tahrip etmek, mahvetmek
69
detail
[i.] ayrıntı, detay, tafsilat [f.] detaylandırmak
70
detailed
[s.] ayrıntılı, detaylı, tafsilatlı
71
detect
[f.] keşfetmek, saptamak, tespit etmek
72
detective
[i.] dedektif, hafiye [s.] polisiye
73
determine
[f.] belirlemek, tayin etmek, karar vermek
74
determined
[s.] kararlı, azimli, kesin
75
develop
[f.] geliştirmek, gelişmek, büyümek
76
development
[i.] gelişme, kalkınma, büyüme
77
device
[i.] cihaz, alet, araç
78
diagram
[i.] diyagram, şema, çizim
79
dialogue
[i.] diyalog, konuşma, söyleşi
80
diamond
[i.] elmas, karo
81
diary
[i.] günlük, ajanda
82
dictionary
[i.] sözlük
83
die
[f.] ölmek, vefat etmek [i.] zar, kalıp
84
diet
[i.] diyet, perhiz, beslenme [f.] diyet yapmak
85
difference
[i.] fark, ayrım, farklılık
86
different
[s.] farklı, başka, değişik
87
differently
[zf.] farklı olarak, başka türlü
88
difficult
[s.] zor, güç, çetin
89
difficulty
[i.] zorluk, güçlük, müşkülat
90
dig
[f.] kazmak, eşmek
91
digital
[s.] dijital, sayısal
92
dinner
[i.] akşam yemeği
93
direct
[s.] doğrudan, direkt, düz [f.] yönetmek, yönlendirmek [zf.] doğrudan
94
direction
[i.] yön, istikamet, yönetim
95
directly
[zf.] doğrudan, direkt olarak, hemen
96
director
[i.] yönetmen, müdür, direktör
97
dirt
[i.] kir, pislik, toprak
98
dirty
[s.] kirli, pis [f.] kirletmek
99
disadvantage
[i.] (anlam bulunamadı)
100
disagree
[f.] aynı fikirde olmamak, karşı çıkmak
101
disappear
[f.] kaybolmak, ortadan kalkmak, gözden kaybolmak
102
disappointed
[s.] hayal kırıklığına uğramış, düş kırıklığına uğramış
103
disappointing
[s.] hayal kırıklığı veren, düş kırıklığı yaratan
104
disaster
[i.] felaket, afet, yıkım
105
disc
[i.] disk, plak
106
discipline
[i.] disiplin, terbiye, ceza [f.] disipline etmek, cezalandırmak
107
discount
[i.] indirim, iskonto [f.] indirim yapmak
108
discover
[f.] keşfetmek, bulmak, öğrenmek
109
discovery
[i.] keşif, bulgu
110
discuss
[f.] tartışmak, görüşmek, konuşmak
111
discussion
[i.] tartışma, görüşme, müzakere
112
disease
[i.] hastalık, maraz
113
dish
[i.] tabak, yemek, çanak
114
dishonest
[s.] dürüst olmayan, sahtekâr
115
dislike
[f.] sevmemek, hoşlanmamak [i.] antipati, hoşlanmama
116
dismiss
[f.] kovmak, reddetmek, dağıtmak
117
display
[f.] sergilemek, göstermek [i.] sergileme, gösterim, ekran
118
distance
[i.] mesafe, uzaklık, ara
119
distribute
[f.] dağıtmak, tevzi etmek
120
distribution
[i.] dağıtım, dağılım
121
district
[i.] bölge, semt, mahalle
122
divide
[f.] bölmek, ayırmak, taksim etmek
123
division
[i.] bölme, bölüm, tümen
124
divorced
[s.] boşanmış
125
do
[f.] yapmak, etmek
126
doctor
[i.] doktor, hekim
127
document
[i.] belge, evrak, doküman [f.] belgelemek
128
documentary
[i.] (anlam bulunamadı)
129
dog
[i.] köpek
130
dollar
[i.] dolar
131
domestic
[s.] evcil, yerli, ev işlerine ait
132
dominate
[f.] egemen olmak, hâkim olmak, hakim olmak
133
donate
[i.] (anlam bulunamadı)
134
door
[i.] kapı
135
double
[s.] çift, iki kat [f.] iki katına çıkarmak [zf.] iki kat
136
doubt
[i.] şüphe, kuşku [f.] şüphe etmek, kuşkulanmak
137
down
[zf.] aşağı, aşağıya [edat] aşağısına, boyunca [s.] aşağı, keyifsiz
138
download
[f.] indirmek [i.] indirme
139
downstairs
[zf.] alt katta, aşağıda [s.] alt kattaki
140
downwards
[zf.] aşağıya doğru, aşağı yönde
141
dozen
[i.] düzine, on iki
142
draft
[i.] taslak, tasarı, çek [f.] taslağını çıkarmak
143
drag
[f.] sürüklemek, çekmek [i.] sürükleme
144
drama
[i.] drama, tiyatro oyunu
145
dramatic
[s.] dramatik, etkileyici, çarpıcı
146
draw
[f.] çizmek, çekmek, berabere kalmak [i.] beraberlik
147
drawing
[i.] çizim, resim
148
dream
[i.] rüya, hayal [f.] rüya görmek, hayal etmek
149
dress
[i.] elbise [f.] giydirmek, giyinmek
150
dressed
[s.] giyinmiş, giyimli
151
drink
[f.] içmek [i.] içecek, içki
152
drive
[f.] sürmek, götürmek, yönlendirmek [i.] sürüş, araba gezintisi
153
driver
[i.] sürücü, şoför
154
driving
[i.] sürüş, araba kullanma
155
drop
[f.] düşürmek, düşmek, bırakmak [i.] damla, düşüş
156
drug
[i.] ilaç, uyuşturucu, drog
157
drum
[i.] davul, varil
158
drunk
[s.] sarhoş, mest [i.] ayyaş
159
dry
[s.] kuru, susuz [f.] kurutmak, kurumak
160
due
[s.] vadesi gelmiş, uygun, gereken [zf.] tam olarak [i.] hak
161
during
[edat] sırasında, süresince, esnasında
162
dust
[i.] toz [f.] toz almak, silmek
163
duty
[i.] görev, vazife, vergi