B Flashcards

(154 cards)

1
Q

Kelime

A

Anlamlar

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
2
Q

back

A

[i.] arka, sırt, geri [zf.] geri, arkada [s.] arka, geride [f.] desteklemek, geri gitmek

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
3
Q

background

A

[i.] arka plan, geçmiş, fon

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
4
Q

backwards

A

[zf.] geriye doğru, ters yönde, arkaya

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
5
Q

bacteria

A

[i.] bakteriler, mikrop

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
6
Q

bad

A

[s.] kötü, fena, bozuk

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
7
Q

badly

A

[zf.] kötü bir şekilde, fena, çok

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
8
Q

bag

A

[i.] çanta, torba, kese

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
9
Q

bake

A

[f.] fırında pişirmek, pişmek

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
10
Q

balance

A

[i.] denge, balans, terazi [f.] dengelemek, ayarlamak

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
11
Q

ball

A

[i.] top, balo, dans

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
12
Q

ban

A

[i.] yasak, men [f.] yasaklamak, men etmek

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
13
Q

banana

A

[i.] muz

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
14
Q

band

A

[i.] bant, grup, orkestra

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
15
Q

bank (money)

A

[i.] banka, para bankası

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
16
Q

bank (river)

A

[i.] kıyı, sahil, nehir kenarı

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
17
Q

bar

A

[i.] çubuk, bar, engel [f.] engellemek, kapamak

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
18
Q

barrier

A

[i.] bariyer, engel, set

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
19
Q

base

A

[i.] taban, temel, üs [f.] dayandırmak, temellendirmek [s.] alçak, adi

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
20
Q

baseball

A

[i.] beyzbol

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
21
Q

based

A

[s.] temelli, dayalı, yerleşik

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
22
Q

basic

A

[s.] temel, esas, basit

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
23
Q

basically

A

[zf.] esasen, aslında, temelde

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
24
Q

basis

A

[i.] temel, esas, dayanak

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
25
basketball
[i.] basketbol
26
bath
[i.] banyo, yıkanma
27
bathroom
[i.] banyo, tuvalet
28
battery
[i.] pil, batarya, akü
29
battle
[i.] savaş, muharebe, mücadele [f.] savaşmak, mücadele etmek
30
be
[f.] olmak, bulunmak, var olmak
31
beach
[i.] plaj, kumsal, sahil
32
bean
[i.] fasulye, bakla
33
bear (deal with)
[f.] katlanmak, uğraşmak
34
bear (animal)
[i.] ayı
35
beat
[f.] yenmek, dövmek, çarpmak [i.] vuruş, ritim, tempo
36
beautiful
[s.] güzel, hoş, mükemmel
37
beauty
[i.] güzellik, cazibe
38
because
[bağ] çünkü, dolayı, nedeniyle
39
become
[f.] olmak, haline gelmek, yakışmak
40
bed
[i.] yatak, döşek, taban
41
bedroom
[i.] yatak odası
42
bee
[i.] arı
43
beef
[i.] sığır eti, dana eti
44
beer
[i.] bira
45
before
[edat] önce, evvel [zf.] önce, daha önce [bağ] -den önce
46
beg
[f.] yalvarmak, dilemek, dilenmek
47
begin
[f.] başlamak, başlatmak
48
beginning
[i.] başlangıç, başlama, baş
49
behave
[f.] davranmak, hareket etmek
50
behaviour
[i.] davranış, hareket, tutum
51
behind
[edat] arkasında, gerisinde [zf.] arkada, geride
52
being
[i.] varlık, yaratık, olma
53
belief
[i.] inanç, itikat, kanı
54
believe
[f.] inanmak, sanmak, güvenmek
55
bell
[i.] çan, zil
56
belong
[f.] ait olmak, mensup olmak
57
below
[edat] altında, aşağısında [zf.] aşağıda, altta
58
belt
[i.] kemer, kuşak
59
bend
[f.] eğmek, bükmek, kıvırmak [i.] dönemeç, kıvrım
60
benefit
[i.] yarar, fayda, menfaat [f.] fayda sağlamak, yararlanmak
61
bent
[i.] eğilim, yetenek
62
best
[s.] en iyi, en güzel [zf.] en iyi şekilde [i.] en iyi
63
bet
[i.] bahis, iddia [f.] bahse girmek, iddiaya girmek
64
better
[s.] daha iyi, daha güzel [zf.] daha iyi [f.] iyileştirmek
65
between
[edat] arasında, aralarında
66
beyond
[edat] ötesinde, dışında, üstünde [zf.] öte tarafta
67
bicycle
[i.] bisiklet
68
big
[s.] büyük, iri, kocaman
69
bike
[i.] bisiklet, motosiklet
70
bill
[i.] fatura, hesap, banknot [f.] fatura kesmek
71
billion
[i.] milyar
72
bin
[i.] çöp kutusu, sandık, kutu
73
biology
[i.] biyoloji
74
bird
[i.] kuş
75
birth
[i.] doğum, doğuş
76
birthday
[i.] doğum günü
77
biscuit
[i.] bisküvi
78
bit
[i.] parça, lokma, az miktar
79
bite
[f.] ısırmak, sokmak [i.] ısırma, lokma
80
bitter
[s.] acı, keskin, sert
81
black
[s.] siyah, kara [i.] siyah renk
82
blame
[f.] suçlamak, kusur bulmak [i.] suç, kusur
83
blank
[s.] boş, beyaz, anlamsız [i.] boşluk
84
blind
[s.] kör, anlayışsız [f.] kör etmek
85
block
[i.] blok, parça, engel [f.] engellemek, kapatmak
86
blog
[i.] blog, günlük
87
blonde
[s.] sarışın [i.] sarışın kadın
88
blood
[i.] kan
89
blow
[f.] üflemek, esmek, patlamak [i.] darbe, vuruş
90
blue
[s.] mavi, hüzünlü [i.] mavi renk
91
board
[i.] tahta, kurul, yönetim kurulu [f.] gemiye binmek
92
boat
[i.] sandal, tekne, gemi
93
body
[i.] vücut, beden, gövde
94
boil
[f.] kaynatmak, kaynamak [i.] kaynama
95
bomb
[i.] bomba [f.] bombalamak
96
bond
[i.] tahvil, bağ, senet
97
bone
[i.] kemik, kılçık
98
book
[i.] kitap, defter [f.] rezervasyon yapmak, kaydetmek
99
boot
[i.] çizme, bot
100
border
[i.] sınır, kenar, hudut [f.] sınır olmak
101
bored
[s.] sıkılmış, can sıkıntısı çeken
102
boring
[s.] sıkıcı, can sıkıcı, monoton
103
born
[s.] doğmuş, doğma
104
borrow
[f.] ödünç almak, borç almak
105
boss
[i.] patron, amir, şef
106
both
[s.] her ikisi de, ikisi de [zamir] her ikisi
107
bother
[f.] rahatsız etmek, canını sıkmak, üzülmek [i.] dert, zahmet
108
bottle
[i.] şişe [f.] şişelemek
109
bottom
[i.] alt, dip, popo [s.] alt, en alttaki
110
bowl
[i.] kase, çanak, tas
111
box
[i.] kutu, sandık [f.] kutulamak, boks yapmak
112
boy
[i.] oğlan, erkek çocuk, delikanlı
113
boyfriend
[i.] erkek arkadaş, sevgili
114
brain
[i.] beyin, akıl, zeka
115
branch
[i.] dal, şube, branş
116
brand
[i.] marka, damga [f.] markalamak, damgalamak
117
brave
[s.] cesur, yiğit, gözüpek
118
bread
[i.] ekmek
119
break
[f.] kırmak, bozmak, ara vermek [i.] ara, mola, kırılma
120
breakfast
[i.] kahvaltı
121
breast
[i.] göğüs, meme
122
breath
[i.] nefes, soluk
123
breathe
[f.] nefes almak, solumak
124
breathing
[i.] nefes alma
125
bride
[i.] gelin
126
bridge
[i.] köprü [f.] köprü kurmak
127
brief
[s.] kısa, özet, geçici [i.] özet
128
bright
[s.] parlak, aydınlık, zeki
129
brilliant
[s.] parlak, zeki, harika, muhteşem
130
bring
[f.] getirmek, götürmek, sebep olmak
131
broad
[s.] geniş, yaygın, kaba
132
broadcast
[f.] yayınlamak, yaymak [i.] yayın
133
broken
[s.] kırık, bozuk, kopuk
134
brother
[i.] erkek kardeş, kardeş
135
brown
[s.] kahverengi [i.] kahverengi renk
136
brush
[i.] fırça [f.] fırçalamak
137
bubble
[i.] kabarcık, baloncuk [f.] kaynamak
138
budget
[i.] bütçe [f.] bütçe yapmak
139
build
[f.] inşa etmek, yapmak, kurmak
140
building
[i.] bina, yapı, inşaat
141
bullet
[i.] kurşun, mermi
142
bunch
[i.] demet, salkım, grup
143
burn
[f.] yakmak, yanmak [i.] yanık, yanma
144
bury
[f.] gömmek, defnetmek
145
bus
[i.] otobüs
146
bush
[i.] çalı, çalılık arazi
147
business
[i.] iş, ticaret, şirket
148
businessman
[i.] iş adamı, tüccar
149
busy
[s.] meşgul, yoğun, işlek
150
but
[bağ] ama, fakat, ancak [edat] hariç, dışında
151
butter
[i.] tereyağı [f.] tereyağı sürmek
152
button
[i.] düğme [f.] düğmelemek
153
buy
[f.] satın almak, almak
154
by
[edat] tarafından, yanında, ile [zf.] yakında, yanından